Ortonorm Ortodonti Tedavi Merkezi, ortodontist, ortodonti uzmanı, ortodonti, çarpık diş, çarpık dişler, çene bozukluğu, dişhekimi, dişçi, diş hekimi, bozuk çeneler, çene bozukluğu, diş, tel tedavisi, diş çarpıklığı 

Kullanıcı Adınız:

Parolanız:
Beni Hatırla


Ortodonti tedavisinin tümünü veya bir kısmını karşılayan kurumlar için buraya tıklayarak bize mail gönderebilirsiniz.

DİŞ BEYAZLATMA

Dişlerdeki şekil ve renk bozuklukları hepimizde rahatsızlıklık oluşturabilen estetık bir sorundur. Diş Hekimliğinde estetik ve restoratif maddelerin gelişmesiyle dişlerdeki pek çok renk, şekil, konum bozuklukları rahatlıkla tedavi edilebilir hale gelmiştir. Estetik kaygılarla,renkleşmenin ortadan kaldırılması için yapılan beyazlatma(bleaching-ağartma), oksidasyon ve redüksiyon yoluyla ,renkleşmeye neden olan bileşiklerin değiştirilmesidir. Ağartma işlemi yapılamadan önce dişteki renklenmenin nedeni ve tipi belirlenip, ona göre beyazlatma uygulanmalıdır.

Önceki yıllarda dişlerdeki renk değişikliğinin çözümü için protetik yollara başvuruludu. Estetiği sağlamak adına hastanın bir veya birden fazla dişi kesilerek porselen veya akrilik kron -köprüler yapılırdı. Doğal olarak bu sistem sonucu dişlerde madde kaybının yanı sıra pekde ekonomik olmayan ,zahmetli ve uzun süren tedaviler idi. Oysa diş ağartma sistemi eski sisteme göre, hem çok çok daha ekonomik,hem zahmetsiz ve dişte herhangi bir yapısal değişikliğe neden olmayan, hem de çok kısa sürede (en fazla bir saat gibi bir süre) sonuç alınabilen bir uygulamadır.

Diş ağartma tüm sağlıklı canlı dişlere uygulanabildiği gibi,tek tek herhangi bir nedenle (kanal tedavisi,gümüş dolgu v.b.g) rengi değişmiş dişlerede uygulanabilir.

DİŞ AĞARTMA ÇEŞİTLİ ŞEKİLLERDE UYGULANABİLİR.

1-Home bleaching (Hekim kontrol ve işbirliğiyle kişinin evde uyguladığı sistem

2-Ofis bleaching (Hekim tarafından klinikte uygulana sistem

3-Kombine ( 1 ve 2 nin birlikte uygulandığı sistem

HOME BLEACHİNG de hekim, hastanın dişlerinden ölçü alarak,bu özel ölçüye göre ağartma ajanını taşıyabilecek yumuşak bir plak hazırlar. Beyazlatma ajanı bu plağın içerisine koyularak ağıza yerleştirilir. Beş sekiz saat arası ağızda bırakılır. Renklenmenin türü ve miktarına göre iki veya daha fazla gün bu işlem tekrarlanır. Ağartma maddesinin kullanımını hastanın kontrol ve insiyatifine bırakan riskli bir sistem gibi görünse de, kullanılacak vakanın belirlenmenmesinde hekimin çok seçici ve dikkatli davranması, home bleaching yapılacak kişilerin sosyal ve kültürel düzeylerinin yüksek olması, tedavi şeklinin, doz ayarlamalarının ve doz aşımında ortaya çıkacak riskler konusunda hastayı yeterince bilgilendirme, hastaya kullanacağı dozu nekadar gün ve tekrar etmesi gerektiği hesaplanarak uygulama yapılması, birçok riski ortadan kaldırabilir. Ayrıca hekim kontrolunde uygulanan ofis bleachingteki %35 e varan konsantasyonlardaki hidrojen peroksit güvenilir sınırlarda kabul edilirken bu sistemde kullanılan % 10-15 konsantrasyona sahip karbamid peroksitten salınan hidrojen peroksit konsantrasyonu % 3-3.5 dur. Bu miktarda zarar vermekten çok uzak bir dozdur. Home bleachingde hastanın, içerisinde kimyasal ajan bulunan bir plağı uzun süre yiyip içmeden, dikkatini hep buraya yoğunlaştırarak ağzında tutma zorunluluğu ve bu sürecin uzun olması, beyazlatama arzusu içinde bulunan birçok kişinin bu sisteme daha mesafeli bakmasına neden olmaktadır.

OFİS BLEACHİNG genel olarak eğer vaka seçiminde çok özellikli bir durum yoksa hasta ve hekim tarafından öteki sisteme göre daha fazla tercih edilir. Tercih nedeni, uygulamanın hekim kontrolunde, çok kısa sürede, zahmetsiz bir uygulamayla çok iyi bir sonuç alınmasıdır. Uygulamanın belirli dalga boyuna sahip mavi ışıkla yapılan sisteminde önce diş etleri ve korunması gerekli dokular özel bir maddeyle kapatılır. Sonra dişlere beyazlatma jeli sürülüp üzerine 15-20 dakika gibi bir süre mavi ışık verilir. Bazı cihazlar tüm bir çeneye yeterli ışık verebilmektedirler. Sonuçta yarım ile bir saat gibi kısa bir sürede dişleriniz en az 2-3 ton ağararak işleminiz bitirilmiş olur. Tabiiki dişlerdeki leke ve renklenme durumunun ağırlığına göre bu işlem kısa bir süre sonra bir uygulama daha gerektirebilir. Beyazlatma işlemi tamamlandıktan 12-24 saat sonraya kadar dişlerin beyazlamaya devam ettiği gözlenmiştir. Bu yöntem, konjenital, sistemik, metabolik, farmakolojik, travmatik veya dental fluorosis, tetrasiklin ve erişkin minosiklin lekeleri, suçiçeği,t ravma ve eritroblastosis fetalis ve iyatrojenik faktörlere bağlı renklemeler için kullanılabilir. Ağızda bulunan daha önce yapılmış restorasyonlar (komp.dlg,porselen veya akrilik kron-köprüler ) hiçbir koşulda ağartılamaz. Bu nedenle beyazlatma işlemi yapıldıktan en az iki hafta sonra dişlerin yeni renklerine uygun restorasyonlar yapılmalıdır
Ayrıca beyazlatma işlemi yapıldıktan en az iki gün sonraya kadar sigara,kahve,kırmızı şarap v.b.g renklendirici maddelerden uzak durmak gerekir. Genel olarak dişlere çok iyi bakıldığı takdirde geriye dönük renk değişimi pek görülmez. Yine de bu gibi durumlarda bir günlük plak uygulaması sorunu ortadan kaldırır.

KOMBİNE SİSTEMDE vakanın durumuna göre önce ofis sonrada home tipi arka arkaya uygulanır.

BLEACHİNG (beyazlatma) sistemi hekim kontrolunde ağız ve dişlerde herhangi bir zarara neden olacak veya direk zarar verecek bir uygulama değildir. Bilakis,aynı amaca ulaşmak için yapılan diğer tedavilere göre çok daha sağlıklı, estetik, doğal,ve ucuz bir yöntemdir.


YİRMİLİK DİŞLER

Hepimizin bildiği gibi ağzımızda en son süren dişler üçüncü azı dişleridir. Genelde 17 ila 25 yaşları arasında sürmeye başlarlar. Bu dişlerin ağızda bırakılıp bırakılmaması konusu tartışmalıdır. Eğer doğru pozisyonda sürerlerse ve çevre dokulara zarar vermiyorsa bu dişin yerinde kalmasında bir sakınca yoktur. Çene kemiğine kaynaşmış ve anormal pozisyonlu bir dişin (röntgenle tespit edilmiş) ileride yol açacağı zararlar göz önüne alınarak çekimine karar verilebilir. Diş arkındaki yer darlığı durumlarında dişin sürmesi dişeti- kemik ve diğer komşu diş engeline takılabilir.

Yirmilik dişin çekilmesini gerektiren haller nelerdir?

ÇÜRÜK: Tükürük, bakteri ve yiyecek parçacıkları yeni çıkmakta olan dişin açtığı yuvada birikerek hem yirmilik dişi hem de yanındaki azı dişini tehdit eder. Bu tip çürükleri fark etmek ve tedavi etmek oldukça zordur. Ağrı ve enfeksiyona yol açan ve apseyle sonuçlanan ağır tablolar meydana gelebiliyor.

DİŞETİ HASTALIĞI (perikoronit): Kısmen çıkmış bir yirmilik dişin dişetinde bakteri ve yiyecek artıklarının depolandığı bir enfeksiyon odağı oluşur. Bu durum ağız kokusu, ağrı, ödem ve trismusa (ağzın tam açılamaması hali) sebep olur. Enfeksiyon lenfler aracılığı ile yanak ve boyuna yayılabilir. Yirmilik dişin etrafındaki bu enfeksiyona yatkın zemin her seferinde kolayca enfekte olmaya adaydır.

BASINÇ AĞRISI: Sürme sırasında komşu dişlere de basınç uygulanıyorsa sıkışmadan dolayı da bir ağrı hissedilebilir. Bazı durumlarda bu basınç aşınmaya yol açar.

ORTODONTİK SEBEPLER: Pek çok genç birey dişlerindeki çapraşıklıkları düzeltmek için ortodontik tedavi görmektedir. Yirmi yaş dişlerinin sürme basınçları diğer dişlere de yansıyacağından diğer dişlerde de bir hareketlilik olur, çapraşıklıklar artabilir.

PROTEZLE İLGİLİ SEBEPLER: Protez planlaması yapılan bir ağızda yirmilik dişleri hesaba katmak gerekir. Çünkü, yirmilik diş çekildikten sonra değişen ağız yapısına göre yeni bir protez yapmak gerekecektir.

KİST OLUŞUMU: Gömük bir dişin sebep olduğu kistik vakalar gözlenmiştir. Kist kemik yıkımına, çene genişlemesine ve çevredeki dişlerin yer değiştirmesine ya da zarar görmesine sebep olur. Kemik yıkımını önlemek için diş çekilmeli ve kist temizlenmelidir. Nadiren bu kist çok geniş alanlara yayılırsa tümörlere dönüşebilir veya çene kemiğinde kendiliğinden kırılmalara yol açabilir.

Hiçbir rahatsızlık vermese de kötü pozisyonlu bir yirmilik diş niçin çekilmelidir ?

Dişin pozisyonunun bozuk olması enfeksiyon için tek başına yeterli bir sebeptir. böyle bir durumda bahsedilen problemler mutlaka yaşanacaktır. Üstelik bu tip problemler aniden ve beklenmeyen bir zamanda gelişirler.

Yirmilik dişler, fırça ve diş ipiyle ulaşılması zor alanlarda bulunurlar. Zamanla çürümeye yol açan bakteri, asit ve yiyecek artıkları bu bölgede toplanır. Eğer diş çürür ve dolguyla restore edilmezse diş kısa zamanda iltihaplanır.

Bu dişleri temiz tutmak zor olduğundan biriken bakteri ve yiyecek artıkları kötü ağız kokusuna sebep olur.

Dişeti altında yatay (düşeyden sapmış) pozisyondaki gömük bir diş, diğer dişlerin hareketi, sıklaşması ve çarpıklaşması ile sonuçlanacak olan bir basınç oluşturur.

Gömük dişin üzerini kaplayan dişetinin altına toplanan bakteriler enfeksiyona yol açar.

Yirmilik dişlerin çekilmesi için en uygun zaman nedir?
İmpact- kötü pozisyonlu bir diş şikayete yol açsın ya da açmasın 14 ila 22 yaşları arasında çekilmelidir. Genç yaşlardaki operasyonlar teknik olarak daha kolaydır ve iyileşme daha çabuk olur. 40 yaşın üstünde operasyonlar epey zorlaşır.Ayrıca yaşın artmasıyla birlikte yan etkiler de artar ve iyileşme dönemi uzar.

Akut- aktif enfeksiyonun olduğu durumlarda (perikoronitis) diş çekilebilir mi?
Genellikle hayır. Enfeksiyonun var olduğu bir durumda müdahale edilirse enfeksiyon çevreye yayılır, yara iyileşmesi geç ve güç olur. Lokal ağız hijyeni, antibiyotikler ve bazen de karşı çenedeki yirmilik dişin çekimi ile enfeksiyon kontrol altına alınır.

Diğer diş çekimlerinden farklı mıdır ?

Yirmilik dişin konum,şekil ve boyutuna bağlı olarak uygulanacak işlemin zorluk derecesi değişir. Basit bir çekimden sonra hafif bir şişlik, ağrı ve kanama olabilir. Daha özel işlemler gerektiren bazı kompleks çekimler de uygulanabilmektedir. Dişhekiminizin alacağı önlemler ve bulunacağı tavsiyeler yan etkileri minimalize eder.

Bu çekimi takiben -dry soket- denen bir iyileşme bozukluğu yaşanabilir. Çekim boşluğunda kan birikmez ve ağrı da gelişebilir. Birkaç gün içinde durum düzelir. Ayrıca dişhekiminin tavsiyelerine uyulduğu takdirde bu olayla hiç de karşılaşılmayabilir.

İleri yaşlarda kemik yapısı yoğunlaştığı ve esneklik azaldığı için çekim zorlaşır, iyileşme yavaşlar.

Operasyon sonrası bakım
Yara yeri kurcalanmamalıdır. Yoksa ağrı, enfeksiyon veya kanama gelişebilir.
İlk 24 saat boyunca o taraf ile çiğneme yapılmamalıdır.
İlk 24 saat sigara içilmemelidir. Çünkü sigara kanamayı arttırıp iyileşmeyi bozar.
Tükürülmemelidir. Yoksa kanama artar ve pıhtı yerinden oynayabilir.
Kanama kontrol edilmeli. Eğer dikiş atılmamışsa steril gazlı bezle tampon yapılır. Pıhtı oluşumu için tampon yarım saat ağızda tutulmalıdır. Tampon alındıktan sonra kanama devam ediyorsa yeni bir tane konur.

Şişkinliğin kontrolü. Operasyon sonrası bölgeye soğuk bir tampon uygulayarak dolaşım yavaşlatılır ve yüzün şişmesinin önüne geçilir. Uygulama şöyle olmalıdır: 20 dakika soğuk tampon- 20 dakika ara- tekrar 20 dakika soğuk tampon şeklindeki periyotlarla devam edilir.
İlk 24 saatten sonra her 2 saatte bir ılık tuzlu suyla ağzı gargara yapmak gerekir. karışım 1 bardak ılık suya 1 çay kaşığı tuz koymak suretiyle hazırlanır.



IMPLANT; DİŞ EKSİKLİĞİNE HARİKA ÇÖZÜM

Dişlerimizi kaybetme korkusu çoğumuzun korkulu rüyası. Ancak günümüzde diş kayıplarının kalıcı, işlevsel ve estetik harika çözümleri var. İmplantoloji;bize bir, birkaç veya daha fazla diş kaybı söz konusu olduğunda bunların yenisi ile değiştirilmesi için güvenilir bir metod sağlıyor. Üstelik bu sistem yeni dişlerinizin hem doğal görünüp, hem de kendi dişiniz gibi hissetmenize olanak veriyor.

DENTAL İMPLANT NE VE NASILDIR ?

DENTAL İMPLANT vida formunda titanyumdan üretilmiştir. Çene kemiği içerisine yerleştirilir ve güvenli bir diş kökü görevini görür. Gereksinime göre üzerine kron veya köprü yapılabilir veya müteharrik bir protez(total veya parsiyel) tutuculuğunu arttırmak için destek taşıyıcı olarak kullanılabilir. Diş eksikliği yaşayan hastaların dental implant tedavileri 60 lı yılların ortalarından bu yana başarılı bir şekilde uygulanıyor. Bugün kırk yıldan fazla süredir, kendilerine uygulanmış implantları kullanan pek çok hasta bulunmaktadır. Dental implantlar tek, kısmi veya total diş eksikliği durumlarında bizlere kalıcı ve konforlu çözüm getirmektedir.

TEK DİŞ EKSİKLİĞİNDE; eksik dişin yanındaki dişler kesilmeden,çiğneme fonksiyonunu yerine getiren doğal görünümlü bir dişe sahip olunabilir.

KISMİ DİŞSİZLİK DURUMUNDA; birkaç implant tarafından desteklenen köprü yada kronlar,işlev ve görünüm açısından doğala en yakın ideal çözümler sağlarlar.

TOTAL DİŞSİZLİK DURUMLARINDA da eğer üst yada alt çenede (veye her ikisinde birden)total dişsizlik sorunu varsa yeterli sayıda implant ile desteklenmiş hareketli yada sabit protez seçeneklerinden birini (veya her ikisini)seçebilirsiniz.

Sabit protez 5 yada daha fazla implant ile desteklenir ve gerektiğinde sadece diş hekimi tarafından geri çıkarılabilir. Hareketli protez sabit kullanılabilen fakat ihtiyaç duyulduğunda kolayca çıkarılabilen taşıyıcı parçalar kullanılarak iki yada daha fazla implanta tutturulmuş üst yapılardır. Protez implant üzerine yerleştirildiğinde topuz tutucular sayesinde sıkıca tutunur ve çiğneme, konuşma,gülme gibi fonksiyonlar sırasında çıkma riski yoktur.Tedavi seçeneği sizin kişisel durum ve tercihinize bağlıdır. Çene kemiğinizin miktar ve kalitesi sizin için en işlevsel ve kalıcı çözümün sağlanmasında belirleyici rol oynayacaktır. Gerek sabit gerekse hareketli protez uygulamaları sizin için konuşma, gülme, çiğneme fonksiyonları açısından güvenli ve konforlu çözümler sağlayacaktır.

DENTAL İMPLANTLARIN ALTERNATİFLERİNE OLAN ÜSTÜNLÜKLERİ NELERDİR?

Tek diş eksikliğinde, komşu iki dişin arasına tutturularak desteklenmiş köprü uygulaması implanta alternatif olabilir. Ancak bu uygulamanın dayanıklılığı genellikle sınırlıdır. Ayrıca bu gibi durumlarda geleneksel köprü uygulamasıda yapılabilir. Bu uygulamada da komşu dişler sağlam olmasına rağmen kesilir ve yaşamınız boyunca köprünüzün birkaç kez yenilenmesi gerekir. Geleneksel kısmi hareketli protezler, çiğneme, konuşma, gülme, aksırma gibi fonksiyonlar sırasında gevşeme eğilimi gösterirler. Bu da hastada hem güvensizlik oluşturur, hem de çiğneme fonksiyonu ve konforunu negatif etkiler. Normal fonksiyonlar sırasında doğal dişler çene kemiğini uyararak erimesine engel olur ve sürekliliğini sağlar.Tek yada daha fazla diş eksikliği meydana geldiğinde çene kemiği zaman içinde erimeye başlar. Kemik erimesinin arttığı durumlarda geleneksel bir protezin dengesi ve tutuculuğunu korumak gittikçe zorlaşır.

İMPLANTLARIN SAĞLADIĞI EN ÖNEMLİ AVANTAJLARDAN BİRİDE ÇENE KEMİKLERİNİN ERİMESİNE ENGEL OLMASIDIR.

Geleneksel bir proteze kıyasla implant destekli dişler; doğal dişler gibi işlev görür, kendi dişleriniz gibi görünür ve hissedilir. Rahat kullanılır ve kalıcıdırlar.




 


Web Sitemiz Diş Hekimleri Odası Tüzüğüne Uygundur

Site Haritası