Ortonorm Ortodonti Tedavi Merkezi, ortodontist, ortodonti uzmanı, ortodonti, çarpık diş, çarpık dişler, çene bozukluğu, dişhekimi, dişçi, diş hekimi, bozuk çeneler, çene bozukluğu, diş, tel tedavisi, diş çarpıklığı 

Kullanıcı Adınız:

Parolanız:
Beni Hatırla


Ortodonti tedavisinin tümünü veya bir kısmını karşılayan kurumlar için buraya tıklayarak bize mail gönderebilirsiniz.

Bizimle Çalışmak İstermisiniz?

ESTETİK DİŞ HEKİMLİĞİ RESTORASYONLAR

ZAMANI DOLMUŞ RESTORASYONLAR (DOLGU VE KURONLAR) NİÇİN YENİLENMELİDİR ?


YIPRANMA : Bir restorasyonunun ömrünü etkileyen birçok faktör olmasına rağmen, gümüş (amalgam) dolgu, kuron veya köprünün ortalama ömrü 5 ila 15 yıldır. Kompozitlerin (plastik-diş renkli dolgu) ortalama ömrü ise 5 ila10 yıldır. Çiğnemek suretiyle dişlere ve dolgulara uygulanan sürekli kuvvetler yıpranma sebebidir. Bazı durumlarda porselen veya altın kuronlar, karşı dişin sürekli öğütmesinden dolayı yıpranır.

SIZINTI : Dolgular yıpranma ve travma (darbeler) sebebiyle kenarları boyunca açılmaya başlar. Bu durumda sızıntı kaçınılmazdır. Genelde bir kuronun ısırma yüzeyindeki sızıntı, hasta tarafından fark edilemez. Bu, bakterilerin dişin daha derin bölgelerine nüfuz etmesine sebep olur. Bir kez bakteri, diş veya kuronun içine nüfuz ettikten sonra oradan çıkarılamaz ve hızla çürüme başlar. Tüm bunlardan daha da kötüsü, bu hasarın genellikle görülmemesi ve çürüme dişin özüne gelinceye kadar hiçbir belirti vermemesidir.

TEKRARLAYAN ÇÜRÜKLER :
İlk çürüğe sebep olan şartlar, dolgunun etrafında başka çürümelere de zemin hazırlayabilir. Diş temiz tutulmazsa dolgunun kenarlarından tekrar çürüyebilir. Dişin üzerinde bir kuron varsa ve ağız bakımına da dikkat edilmiyorsa, kuronla diş arasında kolaylıkla çürüme başlayabilir. Daha önce bahsedildiği gibi çürüğe müdahale edilmezse, çürük dişin sinir odasını işgal ederek apseye yol açabilir. Bu olaylar, kanal tedavisi veya dişin kaybıyla sonuçlanacaktır.

ÇATLAKLAR : Gün boyunca dişlerimiz tahminimizden daha çok fiziksel kuvvetlere maruz kalır. Sadece yemek yerken bile dişlerimizin santimetrekaresi yüzlerce kilogram-kuvvet değerinde basınca maruz kalır. Isırma basıncı ve sert yiyeceklerin çiğnenmesi dişler veya restorasyonlarda ince çatlaklara sebep olabilir.

AŞINMALAR : Çatlaklar için zamanında önlem alınmazsa dişler kırılır veya aşınır. Daha pahalı ve ayrıntılı işlemlere ihtiyaç duyulur hale gelir. Bu tip dişlere kuron tavsiye edilir. Bazen bahsedilen bu çatlak ve aşınmalara, porselen kuronda da rastlanır. Aşınmış bir porselenin ömrü dolmuştur ve parçalanmaya başlar. Rutin kontrollerde mevcut porselen kuronlardaki yıpranmaların saptanması ve gerekli önlemlerin alınması restorasyonun ömrünü uzatacaktır.

ESTETİK : Zamanla dolgular renk değiştirir veya lekelenir. Dolguların görüntüsünün değişmesi bazı zamanlarda sağlık açısından bir risk teşkil etmese de ağız içinde hoş olmayan bir görüntüye sebep olacaktır. Günümüzde metal renkli dolguların yerine, dişlerle aynı renkte özel dolgu maddeleri kullanılarak bu hoş olmayan görüntülerden kurtulmak mümkündür.

DİŞETİ HASTALIKLARI : Birçok hasta dişeti hastalığı sebebiyle dişlerini kaybedeceğinden habersizdir. Dişeti hastalığı sebebiyle hiç çürüksüz dişler bile kaybedilebilir. Bu süreç çok yavaş ilerler. Dişeti çekilmesini kemik kaybı izler ve dişin destek dokuları eridiğinde dişin kaybı kaçınılmazdır. Dişhekiminiz bu hastalığı tespit ettiğinde, hastalığın ilerlemesini durdurucu önlemlerden bahsedecektir.

KURONLAR

Kuron (tam kaplama) nedir ve niçin kullanılır ?

Hasarlı bir dişi yeniden eski haline getirmek için dişe uygulanan bir kaplamadır. Amacı dişi güzelleştirmek, sağlamlaştırmak ve korumaktır. Kuron aşağıdaki durumlarda yapılabilir,

• Yeterince diş desteğinin olmaması durumunda büyük bir dolguyu restore etmek için,

• Zayıf dişlerin kırılmasını önlemek için,
• Bir diş implantına üst yapı olarak,
• Kırık, şekli bozuk veya renklenmiş dişleri kaplamak için.



Kuron kaplamalar için en uygun malzeme hangisidir ?
Sizin için en uygun malzemeyi seçerken, hem görüntü hem de işlev göz önünde bulundurulur. Dişhekiminiz, diş yerleşimi, dişeti dokusunun konumu, gülümsediğinizde görünen dişlerinizin miktarı, dişlerinizdeki renklenmeler ve dişlerinin fonksiyonlarını değerlendirip bu konuda bir karara varacaktır. Kuronlar çeşitli malzemelerden yapılabilir. Bunlar altın veya daha değersiz alaşımlar, porselen (seramik), akrilik, kompozit veya tüm bunların bir kombinasyonu olabilir.

Bir kron nasıl yerleştirilir ?

Kronlama işlemi birkaç adımda yapılır. Dişhekiminiz, gerektiği şekilde dişiniz üzerinde hazırlık yapar, çürük kısımları varsa temizlenir ve dişin tam bir modelinin elde edilebilmesi için ölçü alınır. Elde edilen modele göre kuronunuz son halini alacaktır. Kron tamamen hazır hale geldiğinde, dişhekiminiz gerekli ayarlamaları yaptıktan sonra yerine yerleştirecektir. Siz ve dişhekiminiz, görünüşünden ve konumundan memnun kaldıktan sonra kuron daimi olarak yapıştırılır.

Kuronların bakımı nasıl yapılır ?

Dişlerinizi günde iki defa fırçalamalı ve bir defa da diş ipi ile temizlemelisiniz. Bu temizleme işlemi, bakterilerden oluşan plakları ortadan kaldıracaktır. Bu konudaki en önemli nokta diş ve dişetinizin birleştiği bölgedeki (sulcus) plakların temizlenmesidir. Kuronların kırılmasını veya zarar görmesini önlemek için, sert yiyecek ve nesneleri çiğnemekten kaçınmak gerekir. Yine her durumda olduğu gibi dişhekiminizi rutin olarak ziyaret etmeniz, kuronların ömrünü uzatacaktır.

Tamamlanmış bir kuronun görünümü nasıldır ?

Dişhekiminizin öncelikli hedeflerinden biri de yapay dişi, doğal dişe mümkün olduğunca benzetmektir. Bunu başarabilmek için renk, şekil, ısırma ve doğal ile yapay dişlerinizin her ikisinin de boyutları göz önüne alınır. Bu faktörlerden herhangi biri görünüşünüzü önemli ölçüde etkileyebilir. Bu işlem sonucunda, nasıl bir görünüm beklediğinizi dişhekiminizle ilk seansta konuşmalısınız.

METAL DESTEKSIZ FULL (TAM) PORSELEN KURON DİŞ

Önceden dişleri kesilmiş kişilere metal desteksiz (metalsiz) porselen kuronlar uygulanabilir.

Zirkonyumun üzerine porselen konularak yapılan kuron (kaplama) ve köprüler Ceramic ve Zirkonyum kelimelerinin birleştirilmesinden oluşan CERCON kısa adı ile anılır. 900 Mpa dirence sahip sistem en yüksek fiziksel değerlerin yanında ışık geçirme özelliği doku uyumu ve birçok değişik endikasyonu kapsayarak dişhekimliğinde yepyeni bir dönem başlatmıştır.
Kuronların görüntüsünü pek çok şey etkilese de en önemlisi ışığa verdikleri tepkidir. Doğal dişler ışığı geçirir. Bunun sonucu olarak da dişte derinlik ve canlılık ortaya çıkar. Metal desteksiz porselen kuronların ışık geçirme özelliklerinden dolayı, derinlik ve canlılıkları daha fazladır böylece doğal dişe en yakın sonuçlar elde edilir.

FULL (TAM) PORSELEN KURONLARIN AVANTAJLARI

• Metal destekli porselenler bazı ışıklarda (disko, fotoğraf makinası flaşı vb.) ağızda yokmuş gibi koyu renk bir boşluk görüntüsü verirler. Full porselenler ise doğal diş gibi her türlü ışığı geçirirler.

• Full porselenler ışığı geçirdiklerinden doğal diş yapısına çok benzer bir estetik oluştururken, çok iyi yapılmış bile olsa metal-porselenlerde bir donukluk ve yapaylık vardır. Bu nedenle özellikle ön dişlerde full porselenler tercih edilir.

• Metal desteksizlerde alt yapıda metal olmadığı için kuron-diş eti hizasında koyu renk bir çizgi olmaz. Daha estetik bir görüntü sağlanır.
• Metal destekli porselenler mekanik olarak dişe yapıştırılırlar. Full porselenler mekanik ve kimyasal olarak dişe tutturulur. Bu yüzden metal desteklilere göre tutuculukları çok daha yüksektir.

• Alt yapıda kullanılan bazı metallere karşı (nikel vb.) oluşabilecek allerji riski full porselenlerde yoktur.

• Diş eti çekildiğinde, full porselenler estetik görünümlerini korurlarken, metal porselenler diş ile birleştikleri bölgede kötü bir görüntü oluştururlar.




                                                                  AYIN VAKASI
 
                                  ÖNCE                                                             SONRA





Japonlar, çürük dişli, acıyınca tepki veren robot yaptı..

Japonya’da diş hekimliği öğrencileri için geliştirilen

 “Simroid” adlı bir robot, hekimin diş sinirine dokunması

halinde tepki veriyor.

 



Bu sayede diş hekimlerinin hastaların hissettiklerini daha

iyi anlayacakları ve daha iyi bir eğitim göreceği belirtildi.

Uzun siyah saçlı, pembe kazaklı genç ve güzel bir kadına

benzetilen robot, matkap sinirlerini

acıtınca "Ah" diye bağırıyor. Doktorun talimatlarını

dinleyen robot, gözlerini ve ellerini oynatarak da acıya tepki veriyor. 1.60 m boyunda olan

robot "Acıyor" diye konuşabiliyor ve rahatsız olduğunda suratını asıyor. "Simroid" adı verilen

yüksek teknoloji ürünü dişçi robotu, 2007 Tokyo

Uluslararası Robot Sergisi’nde mucitleri tarafından tanıtıldı.

Robotun mucitleri, amaçlarının insanların canını yakmadan

acılarını anlayabilmek olduğunu belirterek, "O kadar gerçek

gibi duruyor ki, öğrenciler hastaların hissettiklerini

anlayabiliyorlar" dediler.





Grip nasıl bir hastalıktır,hangi yollarla bulaşır ?

Grip, viral bir hastalıktır ve virüslerle bulaşır. En sık bulaşma yolu da tokalaşma, yakın konuşmalar, öpüşme gibi yakın temastır. Bu yüzden grip ve soğuk algınlığından korunma yöntemi olarak ellerin sık sık yıkanması, öne çıkan bir yöntemdir. Ayrıca grip olan insanların kalabalık ortamlarda bulunmaları da diğer insanların enfeksiyon kapmalarına neden olur.

Kimler risk altındadır ?

Öncelikle kalabalık ortamlarda bulunanlar yüksek risk altındadır. Özellikle yuvaya giden çocuklar, ilkokul öğrencileri, ileri yaştaki insanlar, kalp ve tansiyon hastaları gibi vücut direncinin düşük olduğu insanlar ile hastanelerde çalışan sağlık personeli hem kalabalık ortamlarda bulunuyor olmaları hem de vücut dirençlerinin kolay düşmesi açısından risk altındadırlar.

Grip nasıl tedavi edilir ? Kullanılan ilaçların özelllikleri nelerdir ?

Grip enfeksiyonunun başlangıç döneminde antibiyotik kesinlikle kulanılmamalıdır. Çünkü, grip virüslerle ortaya çıkan bir hastalıktır. Oysa antibiyotiklerin virüsler üzerinde etkisi yoktur.

Grip tedavisinde öncelikle istirahat çok önemlidir. Bol C vitamini ve su tüketmenin yanında piyasada anti-gribal olarak satılan ilaçlardan da yararlanılabilir. Bu ilaçlar poşet halinde sıcak suda eritilerek içilen ilaçlardır. İçinde hastanın ateşini düşürücü, kırgınlığı giderici, burun tıkanıklığını açıcı parasetamol gibi birtakım etken maddeler bulunur. Anti-gribal ilaçların erken dönemde kullanımı hem gribin daha komplikasyonsuz ortadan kalkmasını hem de daha kısa sürmesini sağlıyor. Bu nedenle hekimler, bu tarz antigriballeri hastalara tavsiye eder. Ancak komplike olmuş bir gribal enfensiyon varsa mutlaka bir hekime danışmakta fayda vardır.

Soğuk algınlığı, grip ve aşı..

Ortalama 10 yılda bir Pandemi ve 3-4 yılda bir de Epidemi ve Endemi’ler yolu ile binlerce insan ölümüne direk veya dolaylı yol açan bu yaygın enfeksyonu biraz daha yakından tanıyalım.

Bulaşması küçük virüs partikülleri içeren aerosollerin (havada uçuşan damlacıklar) solunması ile sıklıkla kış aylarında (Aralık– Nisan), ki buna Influenza (Grip) mevsimi de denir. Genellikle endemiler kışlalar, okullar, toplu taşıma araçları, sinema…vb kalabalık ortamlarda olur.

Hastalık ani başlar ateş, baş ağrısı, öksürük, kas ağrıları, halsizlik, iştahsızlık, titreme, terleme ve burun akıntısı görülür. Kırgınlık ve iştahsızlık 1 hafta kadar sürer, diğer şikayetler genellikle 2-3 gün. Ateş ilk 2 gün 38-38,5 C arasıdır ve pek nadir 39 C yi geçer. Bu süreç içinde kendiliğinden hastalık iyileşir, ancak bazen komplikasyon denen daha ağır formlara dönüşür. Bu durum hastalığın yarattığı bağışıklık zayıflaması nedeniyle ve başka mikropların eklenmesi ile olur. En sık sinüzit, orta kulak iltihabı, bronşit, zatüre görülür. Yaşlı ve bağışıklığı çeşitli nedenlerle zayıflamış insanlarda ve yeni doğanlarda maalesef daha ağır ve ölümcül durumlar da görülür. Ölümlerin %80-90’ı 65 yaş üstündedir ve varolan kalp-akciğer hastalıklarının alevlenmesi sonucu oluşur.

Teşhis genellikle hastadan alınan epidemiolojik ve klinik bilgilerle konur (%85 doğru), Kesin teşhis kanda laboratuar testleri ile konur (Hızlı antijen testi, Antikor testi gibi…)

Soğuk algınlığı ve alerjik rinit ile karıştırılabiliyor. Soğuk algınlığı veya nezle durumunda ateş nadir, alerjik rinitte hiç olmaz iken tıkalı burun ve hapşırma her iki rahatsızlıkta sıktır. Grip’in en karakteristik bulguları ileri derecede halsizlik, bitkinlik, göğüste sıkıntı, kas ağrıları ve ateştir.
Tedavisine gelince yatak istirahatı, sıvı alımı, ağrı kesici-ateş düşürücüler, burun tıkanıklığını hafifleten ilaçlar, öksürük hafifleticiler ve antivirallerden oluşur.
Önlemede en etkili yol aşılamadır. Canlılığı azaltılmış virüs aşıları kullanılır. Her yıl sık antijenik değişim nedeni ile bir önceki kış epidemisinde baskın antijenlerden hazırlanan yeni aşı hazırlanır.
Aşıların etkinliği şöyledir: % 70 - 90 gribe bağlı hastaneye yatışları ve akciğer komplikasyonlarını % 50-60 azaltır. Hastaneye yatan hastalardaki ölüm oranını %80 azaltır. Doktor ziyaretlerini %40, iş günlerindeki kayıpları %40 ve antibiyotik kullanımını %25 azaltır.

Aşı uygulaması 6 aylıktan büyüklere rahatlıkla uygulanabilir. Kas içine yapılır yetişkinlerde kola, bebeklerde uyluk ön dış bölgeye yapılır. Aşı her yıl Ekim - Kasım ortalarına kadar uygulanmalıdır.

Aşı kimlere uygulanmalı?

1- Enfeksiyonla ilişkili komplikasyonlar için riskli gruplara (65 yaş üzerindekilere, huzur evleri ve bakım evlerinde kalan kronik hastalığı olan kişilere, akciğer ve kalp-damar sisteme ait kronik hastalığı olan yetişkin ve çocuklar, kronik metabolik hastalık (Diabet), immunsupresyon nedeni ile önceki yıl düzenli olarak izlenen veya hastaneye yatırılan yetişkin ve çocuklar, aspirin almak zorunda olan 6 ay-18 yaş arasındaki çocuklar, grip mevsimi sırasında gebeliklerinin ikinci veya üçüncü trimenstrinde olacak olan kadınlar.

2- Yüksek riskli kişilere influenza bulaştırabilen gruplar (Sağlık çalışanları /doktor, hemşire/ huzur evleri ve kronik hastalığı olanların kaldığı bakım evlerinde çalışan personel, yüksek riskli kişilerin yaşadığı ev halkı.

En uygun aşı zamanı, Ekim-Kasımdır. Riskli kişiler Ekim, diğer gruplar Kasım ayında aşılanabilirler. Aralık ayından sonra da uygulanabilir. 6-23 aylar arasındaki sağlıklı çocuklara aşı önerilmektedir. Grip aşılarının yan etkilerine gelince uygulama yerinde ağrı, sistemik reaksiyonlar (ateş, halsizlik, kas ağrısı), allerjik reaksiyonlar (çok nadir), yumurtaya duyarlılığı olan kişilere uygulanmaz.
 


Web Sitemiz Diş Hekimleri Odası Tüzüğüne Uygundur

Site Haritası