|
ÇOCUKLARDA DİŞ SAĞLIĞI Çocuklar dişlerini nasıl
fırçalamalıdır?
● Dişlerinizi kapatıp, yuvarlak hareketlerle ön
dişlerinizin görünen yüzlerini fırçalayın.
● Yine dişleriniz kapalı iken yuvarlak
hareketlerle her iki taraftaki arka dişleri de
fırçalayın.
● Ağzınızı açıp, arka dişlerinizin çiğneyici
yüzeylerini ileri geri hareketlerle fırçalayın.
● Alt ve üst arka dişlerinizin iç yüzeylerini
süpürme hareketi ile fırçalayın.
● Alt ön ve üst ön dişlerinizin arka yüzeylerini
ancak diş fırçasını dik tutarak fırçalayabilirsiniz.

BUNLARI SAKIN UNUTMAYIN !!!

● Bebeğinize gece son beslenmesinde şekerli gıdalar vermeyin.
● Biberonla süt içirdikten sonra ağız temizliği için su
içirin.Bir parça peynir verin.
● Emziği kesinlikle şekere, bala, pekmeze batırmayın. *Beslenme
sırasında bebeğinizin kaşığını ağzınıza almayın, lokmaları ağzınızdan çıkarıp
bebeğe vermeyin.
● Çocuğunuza şekerli yiyecek ve içecekleri iki öğün arasında
vermeyin.
● Her beslenmeden sonra su verilerek ağız içinin temizlenmesi
sağlayın.
● Bebeklere bir yaşından sonra emzik ile biberon bıraktırılmalı,
bardak ve kaşık kullanarak beslenmeye alıştırılmalıdır.
● Çocuğun doğumundan itibaren her beslenmeden
sonra ağız içi ıslak gazlı bezle temizlenmeli, bu işlem
süt dişleri sürdükten sonrada devam etmelidir
● İki yaşından itibaren sizin kontrolünüzde günde iki defa
dişlerini düzenli fırçalatın. Çocuğunuzun yaşına uygun diş fırçası ve macunu
seçin.
● Diş macununun miktarı bezelye büyüklüğünde olmalıdır.
● Çocuğunuzun diş macununu yutmamasına dikkat edin.
● Korucu flor uygulaması için dişhekiminize başvurun.
● Süt dişlerinde çürük varsa mutlaka tedavisini
yaptırın.
●
6 yaşında süt dişlerinin en arkasından süren, ömür
boyu ağzımızda kalması gereken 6 yaş dişlerine fissür örtücü uygulatın. Çürük
var ise mutlaka tedavi ettirin.
● Çocuğunuzu altı ayda bir dişhekimi kontrolüne
götürün.
DÜZENLİ DİŞHEKİMİ KONTROLLERİ ALIŞKANLIĞINIZ OLSUN
Sevgili anne ve babalar ;
Çocuklarda süt dişleri aşağı yukarı 6-8 aylıkken sürerler. 2,5-3 yaşında
çocuklarda 20 adet süt dişi vardır.

Süt dişlerinin görevi; çocuğun beslenmesinin, konuşmasının, görüntüsünün düzgün
olmasını sağlamaktır.Ayrıca kalıcı dişlere yer tutmak ve sürerken onlara
rehberlik etmektir. Süt dişi erken çekildiği zaman bu doğal yer tutuculuk ve
rehberlik ortadan kalkmaktadır. Süt dişlerinin erken kaybedilmesi çene yapısını
ve diş dizimini bozar. Ayrıca çocuk rahat çiğneyemediği için beslenmesi ve
gelişimi etkilenebilir. Bu nedenle süt dişleri değişme
zamanına kadar çürüksüz olarak korunmalı, çürük varsa
mutlaka tedavi ettirilmelidir.
Bebeklerde süt dişlerinin sürmesi sırasında genelde salya akıntısı, iştahsızlık,
huzursuzluk, uykusuzluk, ishal, ateş, çene veya yüzde kızarıklık, hafif öksürük
gibi sıkıntılar yaşayabilirler.
Bu sıkıntılar dişler sürmeden 2-3 ay önce başlayabilir. Bunların ne olduğu ve ne
kadar ağrı oluşturacağı konusu çocuktan çocuğa farklılık gösterir. Bu dönemde
dişlerini kaşıyabileceği bir şeyler vermek en doğrusudur. Çok gerekli ise doktor
önerisiyle ilaç verilebilir.
Süt dişleri normal dişlere oranla daha çok organik madde içerirler, bu nedenle
kolay ve hızlı çürümeye yatkınlardır, "Nasıl olsa yerine yenileri gelecek" diye
düşünülmemelidir.
Süt dişleri 6-7 yaşında değişmeye başlar. 6-13 yaş arası karışık dişlenme
dönemidir. Bundan sonra süt dişleri yerini kalıcı dişlere bırakır.
6 yaş civarında süt dişlerinin en arkasından alt-üst çenede, sağ-sol olmak üzere
dört adet 1. büyük azı dişleri (6 yaş dişleri) çıkar. Çok erken yaşta çıktıkları
için süt dişleri ile karıştırılabilir.
Halbuki ömür boyu ağızda kalan ve çiğnemenin merkezi olan ilk kalıcı dişlerdir.
Bunların
korunması gereklidir. Bu dişleri korumak için fissür örtücü denilen dişi çürüğe
karşı koruyan uygulamalar yapılmalıdır.
STRES DİŞLER İÇİNDE İYİ DEĞİL
Genellikle
gözden kaçan dişleri sıkma ve gıcırdatma alışkanlığı yüz, çene ve dişlerde
ağrılarla kendini belli ediyor. Bu ağrıların sürekli olması kişilerde depresyona
ve dolayısıyla iş gücü kaybına neden olmakta.
Fakat her diş sıkan kişiyi hasta olarak değerlendirmek doğru olmaz, ancak
dişlerde veya çevre dokularda bazı problemler yaşanıyorsa o zaman dikkatli olmak
ve önlem almak gerekir
Diş gıcırdatmak ve sıkmak (bruksizm) genellikle gece, uyku sırasında, istem dışı
olarak ortaya çıkmakta, diş yüzeyinde
aşınmaya neden olmakta buna bağlı olarak diş ağrısı, sıcak soğuk hassasiyeti ve
kırılmalar ortaya çıkabilmektedir.
Stresli
dönemlerde, diş sıkma ve gıcırdatma artmakta, çene ve yüz ağrısına sebep
olmaktadır.
Bu dönemler geçtikten sonra da diş sıkma ve gıcırdatma yine devam ediyorsa,
stresle başedebilmek için psikiyatriste başvurmalı ya da meditasyon, yoga gibi
yöntemleri öğrenmek yerinde olacaktır.
Kahve, alkol, sigara kullanımı da sinir sistemini olumsuz
etkilemekte ve söz konusu hastalığı tetikleyebilmektedir. Uyku bozukluğu, uyku
apnesi ve horlama da uyku sırasında diş gıcırdatmanın nedenleri arasındadır.

Gündüz dişlerini sıkan kişiler bunu farkettikleri an çenelerini
serbest bırakmak suretiyle bu rahatsızlıkları ile mücadele etmelidir. Fakat uyku
sırasında yaşanan bu soruna çözüm ancak hekim müdahalesi ile mümkündür.
Bu
hastalara “gece plağı” diye adlandırılan, alt ve üst çene
arasına yerleştirilen koruyucu bir aparat uygulaması ile uyku sırasında dişlerin
birbiriyle teması en az seviyeye düşürülmekte, diş ve çevre dokularda oluşan
hasar en alt düzeye indirilmektedir.
AYIN VAKASI
ÖNCE
SONRA
UNUTKANLIK HERKESİN KORKUSU İŞTE BEYNİNİZİ KORUMAK GÜÇLENDİRMEK
İÇİN ÖNERİLER
Unutkanlık
problemi, yaşlanan insanın en önemli
korkularındandır. Özellikle 50'li yaşlar sonrasında
ufak tefek unutkanlıklar ile ciddi bellek sorunları
birbirine karıştırılır. Orta yaşlıların nerdeyse yarısı
kendilerinde bir bellek kaybı sorununun başladığını zanneder.
Bunların çoğu küçük ve hoş unutkanlıklardır. Hayatı tatlandıran ve keyif
katanlar biraz da bu nükteli olaylardır! Belleği güçlü tutmanın
pek çok püf noktası, uyulması gereken çok sayıda
kuralı var.
● Hipertansiyonu ve kolesterol yüksekliği sorununu
önleyin ya da kontrol altına alın. Kalbiniz için kötü
olanın beyniniz için de kötü olduğunu unutmayın.
●
Alkolü azaltın. Erkeklerin iki, kadınların bir ölçüden (bir ölçü içkiyi 'bir
bardak şarap' olarak kabul edebilirsiniz) daha fazla alkol kullanması beyin
hücrelerini tahrip etmektedir.
● İyi ve kaliteli uyku uyuyun. İyi bir uyku için ortalama 8 saat gerekir.
Kaliteli uyku beynin yeni öğrenilenleri
pekiştirmesini sağlar. Öğrenilmiş bilgilerin
pekiştirilmesinin uzun süreli belleğin en önemli desteği olduğu biliniyor.

● Stresinizi iyi yönetin. Ölçülü ve kontrollü stres
dikkati yoğunlaştırmakta, odaklanmayı arttırmaktadır. Kontrolsüz, uzun süreli ve
aşırı
stres ise dikkati sürdürme kapasitesini yok etmekte, unutkanlığı tetiklemekte,
kortizol hormonunu yükselterek beynin bellek için önemli bölümlerinde hasar
geliştirmektedir.
●
Yeni şeyler öğrenmeye devam edin. Her yeni
bilgi ve beceri birer bellek egzersizidir.
Yeni sporlar, hobiler, araştırma alanları,
heyecanlı ve zevkli problemler, ezberlenen yeni şiirler ve yeni diller beyniniz
için en güçlü
vitaminlerdir.
● Tembelliği bırakın. Zihinsel faaliyetlerinizi
sınırlamayın. Özellikle televizyon seyretmek gibi pasif faaliyetleri azaltın.
Televizyon karşısında geçirdiğiniz saatler sadece bedensel değil, ruhsal
sağlığınızı da kötü yönde etkiler.
● Her gün egzersiz yapın. Günde 30-45 dakika, haftada en az 4
gün ürümeye, iş saatlerinde daha çok aktif olmaya, kısa mesafelerde taşıt
kullanmamaya çalışın. Özellikle yürümenin beyin sağlığı ve yeniden yapılanma
sürecini olumlu yönde etkilediğini gösteren çok sayıda kanıt var. Beynin yeni
yetenekler kazanabilmesi beyin hücreleri arasında güçlü ve yoğun yeni
bağlantılar oluşturabilmesinin başlıca desteklerinden biri de düzenli ve ılımlı
egzersizlerdir. Bizim önerimiz fırsat buldukça yürümenizdir.

● Kullandığınız ilaçları yeniden gözden
geçirin. Özellikle beyni etkileyen ilaçları doktor
önerisi olmadan kullanmayın. Depresyon
giderici, uyku verici, ruhsal gevşetici ilaçlara
komşu, eş dost tavsiyeleri ile başlamayın.
● Reçetesiz satılan ilaçları rasgele yutmayın.
Doğal ya da zararsız diye kullanabileceğiniz
bitkisel ürünlerin (valerianlar), besin
desteklerinin (melatonin) ve diğerlerinin(hüperzin, Sam'e) beyin hücrelerinizi
üzebileceğini, zihinsel fonksiyonları
bozabileceğini unutmayın. Antihistamikantialerjik ilaçları özellikle alüminyum
içeren antiasitleri ve uyku kolaylaştırıcıları doktorunuzla konuşmadan uzun süre
kullanmayın.
● Vitaminlerden yararlanın. E ve C vitamini
gibi antioksidan vitaminlerin, selenyum gibi
serbest radikal avcısı minerallerin hücreleri
oksitlenmekten koruyan güçlerinden
faydalanabilirsiniz. Yeteri kadar B vitamini,
özellikle B12 vitamini aldığınızdan emin olun. Dengeli bir beslenmenin de
yaşlılıkta vitamin eksikliğine yol açabileceğini hatırlayın.
●
Hayata bağlı kalın. Hayatınıza önem katan bağları iyice sıkılaştırın. Huzurunuzu
koruma ve güçlendirmeye bakın. Aileniz, dostlarınız, işiniz, hemşerilik ve
vatandaşlık bağlarınıza, inançlarınıza daha sıkı sarılın. İnsanlarla daha sık
birlikte olmaya, aileniz ve arkadaşlarınızla olumlu ilişkiler kurmaya ve sosyal
aktivitenizi çoğaltmaya çalışın. İyi sosyal ilişkileri olan yaşlılarda bellek
fonksiyonları bozulmuyor. Sosyal ilişkiler bir taraftan zihinsel egzersizleri
yoğunlaştırıyor, diğer taraftan çeşitli olayların ruhsal travmalarını
hafifletmeye yardımcı oluyor.
|