 |
HASTALIKLARIN KAYNAĞI ÇÜRÜK DİŞ Diş
çürükleriyle diş eti hastalıklarının yüksek tansiyon gibi riskleri artırdığı
bildirildi. Sağlık Bakanlığından Ağız ve Diş Sağlığı Haftası ve Diş Hekimliği
Günü nedeniyle yapılan açıklamada, ağız ve diş sağlığını bozan faktörlerin
bireyin vücut sağlığını da doğrudan etkilediği kaydedilerek, diş çürükleriyle
diş eti hastalıklarının yüksek
tansiyon,
kalp-damar hastalıkları, kemik erimesi, şeker hastalığı ve kadınlarda erken
doğum ve düşük doğum risklerini artırdığı belirtildi.
Daha sık rastlanıyor
Bakteri plağı (diş plağı), karbonhidratlı gıdalar ve
bünyesel etkenlerin (dişin yapısı, tükürüğün bileşimi) diş
çürüklerine neden
olduğu kaydedilen açıklamada, “diş çürüğüne eskiye
oranla daha sık rastlanmasının nedenlerinden biri beslenme alışkanlıklarının
değişmesidir. Sert gıdalarla beslenildiğinde doğal yollarla dişlerde bir
temizlik sağlanırken, günümüzde hazır gıda tüketimi artmıştır. Bisküvi, şeker,
çikolata, kola hatta şekerli çay gibi gıda maddeleri dişlerin üzerine yapışıp
asit oluşturmakta, dişler fırçalanmadığı takdirde de çürüğe sebep olmaktadır”
denildi.
Peynir ve yoğurt tüketin!
Diş sağlığı için peynir, süt ve yoğurt tüketilmesi, şekerli yiyeceklerin tükürük
akışının en yoğun olduğu ana
öğünler
sırasında yenmesi gerektiği bildirilerek, bakteri plağı adı verilen, dişler
üzerinde
iriken film tabakasının günlük fırçalama ve diş ipliği kullanımı ile
uzaklaştırılmasının sağlıklı bir ağız için temel gereksinim olduğu vurgulandı.
Diş çürüğü ve diş eti hastalıklarından korunma
Diş çürüğü ve diş eti hastalıklarından korunmada sabah
kahvaltısı
sonrası ve gece yatmadan önce 2´şer dakikalık etkili bir fırçalama işleminin
yeterli olduğuna dikkat çekilerek, bunun için yumuşak ya da orta sertlikte,
uygun büyüklükte, naylon kıllı bir diş fırçasının uygun olduğu kaydedildi.
Etkili bir diş fırçalamanın dişlerin görünen yüzeylerinin temizliğini sağlamakla
birlikte, bakteri plağının diş aralarından uzaklaştırılmasını sağlamadığı
belirtilerek, “Bu nedenle diş araları günde bir kez tercihen gün sonunda diş ipi
ile temizlenmelidir” denildi.
Dişleri korumada flor uygulamasının da etkili olduğu ifade edildi.Halk arasında
süt dişlerinin önemli olmadığına dair yanlış bir inanış bulunduğu kaydedilerek,
süt dişlerinin “nasıl olsa değişecek” mantığı ile ihmal edilmemesi gereği
üzerinde duruldu.
Açıklamada, süt dişi çürüklerinin ve yapısal bozuklukların önlenmesinde şu
hususlara dikkat edilmesi gerektiği bildirildi: - Bebeğin gece ağzında biberonla
uyuma alışkanlığı önlenmeli,
●
Beslendikten sonra mutlaka su içirilmeli, daha sonra uyutulmalı,
● Biberondaki süte şeker, bal pekmez gibi tatlandırıcılar ilave edilmemeli,
● İlk dişlerin sürmeye başlamasıyla gece ve sabah beslenmeleri sonrası temiz,
ıslak bir tülbent ile dişler silinerek temizlenmeli,
● Emzikler, ağlayan bebekleri susturmak amacıyla bal, pekmez, reçel gibi
tatlandırıcılara batırılarak verilmemeli,
● Kötü alışkanlıkların kontrolü sağlanmalı (parmak-dil emme, tırnak yeme),
● Dişler sürdükten sonra bebeğin eline verilen
karbonhidratlı-şekerli
gıdalar yerine elma, havuç gibi besin değeri yüksek; diş temizliğine yardımcı
gıdalara yönlendirilmeli.
Koruyucu hekimlik
Çürükten korunmanın, bir kişisel irade konusu olduğu ve herkesin sağlam dişler
ve sağlıklı ağzın getireceği rahatlığın bilincine varması gerektiği
belirtilerek, diş hekimliğinde ve diğer tıp bilimlerinde koruyucu hekimliğin
önem kazandığı kaydedildi. Araştırmalarda koruyucu tedbirler alındığında diş ve
diş eti astalıklarının önlenebildiğinin saptandığı bild irilen
açıklamada, koruyucu hekimlik uygulamalarıyla toplumsal duyarlılığın gereği
olarak diş hekimliği mesleğinin toplum yararına sunulması, sağlığın korunmasında
eğitimin öneminin vurgulanması gibi amaçlar gözetildiği bildirildi.
Ağız ve diş sağlığı hizmetleri
Son yıllarda ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin sunumunda büyük ilerlemeler
kaydedildiği, halka çok daha iyi hizmet verebilmek için, 2002 yılından bugüne
kadar Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlara 3 bin 233 diş hekimi ataması
yapıldığı duyuruldu.
Sağlık Bakanlığına bağlı birinci basamak sağlık kuruluşları olan sağlık
ocakları, ana çocuk sağlığı ve aile planlaması merkezleri ile sağlık
merkezlerinde koruyucu ve önleyici diş hekimliği hizmetlerinin yanı sıra,
imkanlar ölçüsünde dolgu, diş taşı temizliği gibi
tedavi edici diş hekimliği hizmetlerinin bir bölümünün verilebildiği, özel
şartlar ve yardımcı
sağlık personeli gerektiren protez, ortodonti, ağız-diş-çene hastalıkları ve
cerrahisi
uygulamalarının ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurumlarında yapıldığı
bildirildi.
Bakanlığa bağlı 3 diş hastanesi, 87 ağız diş sağlığı merkezi, 93 diş tedavi
protez merkezi
ve devlet hastaneleri bünyesindeki diş polikliniklerinde ikinci basamak ağız diş
sağlığı
hizmetleri sunulduğu belirtildi.
AĞIZ KURULUĞU DİŞE ZARAR
Diş hekimliğinde ´Xerostomia´ adı verilen ağız kuruluğu, tedavi
edilmediği takdirde ciddi
sorunlara yol açabiliyor.
Günlük yaşamda önemsenmeyen sorun diş çürükleri, dişeti iltihaplanmaları ve
beslenme
bozukluklarına yol açabiliyor. Tükürük bezlerinin yetersiz çalışması ağız
kuruluğuna (xerostomia) yol açmaktadır. Tükürük miktarındaki yetersizlik
dolayısıyla diş yüzeyinde aşırı miktarda gıda ve bakteri plağı birikmesi meydana
gelir. Bu da diş çürükleri, dişeti iltihaplanmaları ve beslenme bozukluklarına
neden olur. Ayrıca ağız kuruluğu, çiğneme
ve yutma güçlüğüne neden olduğu için beslenme bozuklukları da oluşur.`
Yan etki olarak ortaya çıkıyor
Ağız kuruluğu, tansiyon, alerji, antidepresan, ağrı kesici gibi ilaçların
kullanımı ile radyoterapi ve kemoterapinin yan etkisi olarak ortaya çıkabiliyor.
Kişide devam eden boğaz ağrısı, dilde yanma, sık susama, ağız kokusu, konuşma
güçlüğü, protez kullanmada güçlük, tat bozukluğu, dudak ve dudak kenarlarında
çatlama gibi belirtilerle ortaya çıkıyor.
Tükürük miktarındaki yetersizlik, tükürük yapısında bulunan kalsiyum ve fosfat
gibi bazı minerallerin de azalmasına yol açarken, bu minerallerin azlığı diş
çürüklerinde artışa neden oluyor. Ağız kuruluğu bu nedenle hafife alınmamalı ve
mutlaka bir diş hekimine başvurulmalıdır.
Ağız kuruluğunun nedenleri :
● Biyolojik yaşlılık: Etkili bir faktör, tek başına etkili değil.
● Sistemik hastalıklar: Romatizmal hastalıklar.
● Bağışklık sistemi hasarı (AIDS), Hormonal bozukluklar (Şeker hatalığı),
Nörolojik bozukluklar (Parkinson).
● Çiğneme kabiliyetinin azalması.
● Tükürük bezlerinin cerrahi olarak çıkarılması.
● Radyoterapi (Radyasyon tükürük bezlerinde kalıcı hasar yapar).
● İlaçlar (400´ün üstünde ilaç türü ağız kuruluğu yapar: deconjestanlar,
diüretikler, tansiyon ilaçları, antidepresanlar, antihistaminikler).
● Kafein ve alkol tüketimi.
Ağız kuruluğu nasıl kontrol altına alınır ?
● Sık sık yudum yudum su içilmeli. Gece yatarken yanında sıvı içecek, su
bulundurulmalı.
● Şekersiz sakız çiğnenmeli.
● Sigara, alkol, şekerli yiyeceklerden uzak durulmalı.
● Yaşanılan mekanın nemi ayarlanmalı.
● Gerekirse eczanelerden temin edilebilen yapay tükürük tabletleri kullanılmalı.
● Bakteri plağı kontrol altına alınmalı.
● Floridli diş macunu, jel, gargara kullanılmalı.
● C vitamini kullanılmalı.
ÇAYDAKİ DOĞAL FLORÜR
Çayda bulunan florür, diş minesini kuvvetlendirİyor.
Dünyada sudan sonra en çok tüketilen içecek olan çayın, bazı kanser türlerinden
kolesterole, kan basıncından, kalp hastalıklarına kadar birçok hastalığı
iyileştirici özelliği
bulunuyor.

Plak oluşumunu azaltıyor
Çayın bilinen faydalarının dışında diş sağlığı için de yararları bulunmakta, çay
doğal olarak florür içerdiği için, diş minesini kuvvetlendiriyor.
Bakterileri kontrol altında tutuyor
İçeriğindeki florür sayesinde çayın
ayrıca ağızdaki bakterileri kontrol altında tutmakta, böylece diş yüzeyinde plak
oluşumunun azalmasina yardımcı olmaktadır.
Florürün doğal yollardan alınması
Diş sağlığı için florürün son derece önemi var.
Diş macunlarına, diş çürümelerini engellemek için florür takviye edilmekte,
kemik ve diş yapısında bozukluk olan özellikle gelişme çağındaki çocuklara da
florür tablet verilmektedir.
Florürün doğal yollardan alınması son derece önemlidir. Çayda doğal olarak
florür bulunmasi nedeniyle çayın diş macununun sağladığı etkileri sağladığını
söyleyebiliriz.
Şeker dişin ara yüzeylerinde birikerek bakteri üretir, bu bakteriler de dişte
çürümeyi hizlandırır. Çay sekersiz içilmeli. Bu açıdan özellikle şekersiz yeşil
çay tüketimini tavsiye edilmektedir

AYIN VAKASI
ÖNCE SONRA

BESİNLERİ DOĞRU PİŞİRİYOR MUSUNUZ ?
Mutfakta daha düşük yağ ve kalori için sağlıklı beslenme
için öneriler..
●
Sebze yemeği yaparken, bir kilo sebzeye iki yemek kaşığı sıvıyağ koyun. Etli
sebze yemeklerinde ise dışardan yağ ilavesi yapmanıza gerek yok.
● Pişirirken yağda kızartma, kavurma yerine haşlama,
fırında ızgara veya sulu ısıda pişirme yöntemlerini
kullanabilirsiniz.
● Yemeklere lezzet vermek için sadece yağa ve sosa
odaklanmayın. Sebze ve baharatlarla farklı tatlar yaratın.
● Sos ve çorbaları krema yerine düşük yağlı sütle pişirin.
● Evde tuzu ve yağı daha az tüketmesi gereken birey varsa herkese aynı tencerede
yemek pişirin. Daha sonra bir miktar ayırıp tuz ve yağ ilave edin.
Kurabiyeye şeker yerine kuru meyve
●
Kurabiye ve keklerde şeker yerine kuru meyve veya az miktarda pekmez deneyin.
● Dondurulmuş patatesi kızartmak yerine bir de fırınlayarak deneyin.
● Yemek pişirmeye zamanınız yoksa sebzeyi haşlayıp
salataya karıştırın veya yoğurtla deneyin.
● Kek ve ya kurabiyelerde yağı azaltmak için yağsız süt
tercih edin.
● Izgaranızı sadece et, tavuk ve balık için değil, domates,biber, kabak, mantar,
soğan dahil diğer tüm sebzeler için deneyebilirsiniz.
Tavuğu haşladıktan sonra yağını alın!
●
Tavaya yağ koymadan pişirme yapmak istiyorsanız biraz su damlatın ve kısık
ateşte pişirme yöntemi uygulayın.
● Fırında yağsız pişirme için yağlı kağıttan faydalanın.
● Tavuğu haşladıktan sonra suyunu, üzerindeki yağı alıp daha sonra sebze veya
çorbalarınıza ekleyebilirsiniz.
● Katı meyve veya sebze sıkacağından çıkan posayı keklerin içine koyarak posa
tüketiminizi artırabilirsiniz.
● Bir yumurta ve iki yumurta beyazını karıştırın.
Tavaya yağ yerine çok az su koyup sebzelerle beraber pişirin.
Canınız börek mi istedi?
●
Çay saati canınız börek isterse bir yufka içine üç yemek kaşığı lor peyniri,
biraz maydanozla gözleme şeklinde dörde katlayın. Bir tatlı kaşığı zeytinyağla
üç yemek kaşığı light yoğurdu üzerine sürün ve teflon tavada hafif ateşte iki
yüzünü pişirin.
● Pirinç yerine bulgur tercih edin. Glisemik indeksi düşük olan bulgur, kan
şekeri seviyenizi dengeler, içerdiği lif ve proteinler pirince göre daha
yüksektir. İki yemek kaşığı bulgur bir ince dilim ekmeğe eşittir.
● Hamurlu ve yağlı tatlılar yerine meyveleri fırınlayın veya kuru meyvelerle
tatlı yapın.
● Meyve suyundan gelen kaloriyi azaltmak için sulandırın veya maden suyuyla
karıştırın.
● Domates ve soğanı yemeklerde bol kullanın. Kalori değeri düşük, su oranı
yüksek olduğu için doyurucudur ve antioksidant kapasitesi yüksek.
Etin yanına taze sebze

● Et veya tavuğun yanına karbonhidrat içeren
patates, pilav yerine kalorisi çok düşük olan mantarı seçin. Soğan, domates ve
taze sebzelerle sote edebilirsiniz.
● Patatesi kızartmak yerine fırında sütle pişirmek çocuklarınız için çok daha
iyi bir seçimdir.
● Yulaf, kepek unu ve kuru meyvelerle kendi
müslinizi hazırlayabilir, fındık, ceviz, badem ekleyebilrisiniz.
●
Tarçın şeker ihtiyacını azaltır meyve salatası, bitki çayları ve sütünüzün içine
eklemeyi deneyin.
● Evde mutlaka taze sebze ve meyve bulundurun.
Çocuğunuzun atıştırma alışkanlığı varsa salatalık,
havuç ve minik domateslere farklı şekiller verin.
Kivi: Kış meyvelerinden olup, soğuk algınlığı gibi
hastalıklardan korunmamız için bize yardımcı olacak
çok iyi bir vitamin deposudur. Bileşimindeki vitaminlerden en önemlileri A ve C
vitaminleridir. Ayrıca kansere karşı koruyuculuk gösteren lutein'i de bol
miktarda içerir. Bir porsiyonda (100 gramında) yaklaşık 30 kalori vardır.
Brokoli:
Brokoli serin iklim sebzesi olup, lahana, karnabahar, Brüksel lahanası
ve şalgam ile aynı familyada yer alır. Kansere karşı koruyucu bir etkisi vardır.
A vitamini ve birçok antioksidan için zengin bir kaynaktır.
İdeal tencere henüz keşfedilmedi
● Ünlü besin uzmanlarına göre yemek pişirmek için gereken ideal tencere daha
halka sunulmadı. Çünkü her tencere tipinin kendine özgü sakıncaları var.
● Gene bu otoritelere göre, ideal tencere pişmekte
olan yemeği madenletemas ettirmeyen tenceredir.
Çünkü yemek dibini az da tutsa bu yanık kısmı temizlemek için tel veya benzeri
bir maddeyle tencerenin dibini ovmak gerekir. Bu işlem
ise madenin çizilmesine, zedelenmesine neden olur.
● Cinsi ne olursa olsun, zedelenen madenden zamanla mikroskobik maden
parçacıkları
koparak pişen yemeğe karışacaktır.
Karnabahar: Bir antioksidan için iyi bir kaynaktır. Vücudumuzun
elektrolit dengesinde
çok önemli roller oynayan fosforu da bol miktarda içerir. Minerallerin
kaybolmaması için
az suda haşlayarak pişirmek gerekir. Bir porsiyonu (100 gramında) yaklaşık 27
kalori
içerir.
İnce paslanmaz çelik olmasın!
Paslanmaz Çelik
● İnce paslanmaz çelikten yapılan tencereler yemeğin(çorba gibi sulu yemekler
hariç)
kolayca yanmasına neden olur. Bu tencerelerin bileşiminde genellikle yüzde 8
nikel,
yüzde 18 krom bulunur.
● Bazı kaynaklara göre bu madenler yemeğe sızabilir. Gene aynı kaynaklara göre,
paslanmaz çelik tencereler alüminyum tencerelerden daha zararlıdır. Bu
tencereler,
sağlığa zararlı olmamaları için, tel veya benzeri maddelerle ovulmamalıdır.
Çizilmeye gelmez!

Teflon
● Teflon ateşe dayanıklı, yanmaz, rutubetten
etkilenmez, yemeği bozmaz. Ancak bir sakıncası vardır: Çizilmeye veya sıyrılmaya
dayanmaz. Çizilince teflonun kimyasal maddesi politetrafluoroetilen veya TFE) ve
altındaki maden yemeğe karışabilir. Teflon tencereyle tahta kaşık kullanmalı.
Bakır tencerede kalaya dikkat!
Bakır
● Isıyı dağıtan bir madendir. Bakır tencerelerin kullanılmasında bir sakınca
yoktur, yeter
ki bakırı yeşil renge dönüşmesin. Kalayı yer yer gitmiş bir bakır tencerede
yemek pişirmenin bir sakıncası olmayabilir; yeter ki pişen yemek hemen
tencereden boşaltısın.
● İnsanı zehirleyen, yemeğin bir süre tencerede kalması, yani bakırla temas
etmesidir;
özellikle yemekte limon varsa. (Fransız reçel kitapları en iyi reçelin kalaysız
bakır
tencerede yapıldığından söz eder; kalay reçelin rengini ve çeşnisini bozar.)
Düdüklü ancak yardımcı olabilir
Düdüklü tencere

● Bunlarda ısı 110 dereceyi bulduğundan,
sebzelerin bir çok özellikleri yok olur. Diastaslar
45-75, C vitamini 60, A vitamini 90, B ve D vitaminleri
110 derecede yansızlaşır.
● Düdüklü tencere ancak bir yardımcı olmalı, ya da acele yemek yapmak zorunda
kalınca kullanılmalı. Yardımcı olarak kullanıldığında, geceden ıslatılan kuru
sebze (fasulye, nohut v.b.) düdüklüde bir iki taşım kaynadıktan sonra ateş
kesilir ve tencere soğumaya bırakılır.
● Tencere soğuduğunda içindeki besin maddesi yumuşamıştır. Düdüklüden çıkarılan
yiyeceğin pişmesi başka bir tencerede tamamlanır.
Sırrın kurşunsuz olmasına dikkat!
Toprak çömlekler

● Bazı aşçılar yemekleri sırsız çömlekte fırınlamayı yeğlerler. Bu tür
çömleklerin toprağında herhangi
bir zehir bulunmadığından emin olmalı.
● Sırlı çömleklere gelince; bunlar genellikle pişmiş
yemeğin servisinde kullanılır. Eğer içinde yemek
pişecekse veya fırınlanacaksa, çömleğe sürülen
sırrın kurşunsuz olduğundan emin olmalı.
● Kurşun asitle temas edince besine kolayca nüfuz
eder ve zehirlenmeye neden olabilir.
Pişirme uzun sürüyor
Ateşe dayanıklı cam çanaklar
● Bunların sakıncaları çabuk kırılması, ateşi iyi dağıtmaması, aşırı yakıt
harcaması ve
yiyeceğin yüzeyini iyi pişirmemesidir. Ateşin iyi dağılmaması ve pişme süresinin
uzun
olması besinlerdeki B2 vitaminini yansızlaştırır.
|
 |