 |
AMAN DİKKAT !
BAYRAM ŞEKERİ DİŞ SAĞLIĞINIZI BOZMASIN !

Ramazan Bayramı’nda fazla tüketilen şeker ve tatlılar
bir çok diş problemlerine neden olabiliyor.
Bayram ziyaretlerinde ikram edilen tatlı ve şekerler ağız ortamını asidik hale
getirip diş çürüğü oluşumunu
hızlandırıyor.
Azı karar çoğu zarar !
Bayramlarda tatlı ve şeker tüketimi artmakta, dikkat
edilmediği takdirde bu durum ciddi ağız ve diş sağlığı
sorunlarına sebep olabilmekte ve beraberinde
vücudumuzun genel sağlığı için de olumsuz etkileri
olabilmektedir.
Ağzınızı bol su ile çalkalamakta fayda var !
Şeker ve tatlı yiyecekler yenildikten sonra diş fırçalama imkanınız yoksa bol su
ya da sütle ağzın çalkalanması ya da şekersiz sakız çiğnenmesi geçerli bir
yöntemdir. Ayrıca lokum dişlerin baş düşmanıdır,
çünkü dişlerin arasında kalmakta ve uzun süre dişlerden uzaklaştırılamayan bir
tatlı çeşididir, bu durumda ağız içinde kalan şeker ve tatlı kalıntıları bakteri
üretmekte, bakterilerde asit oluşturmakta, bunun sonucu olarak da diş çürükleri
meydana gelmektedir.
Asitli içeceklerden de uzak durun !
Ayrıca bayram ziyaretlerinde de sıkça tüketilen kola
gibi asitli içecekler de bu süreci hızlandırmaktadır.
Dişlerini düzenli olarak fırçalayan, diş hekimlerinin
önerdiği şekilde ağız bakımlarını yapan kişilerin dişleri,
şeker tüketimi olsa bile bu durumdan çok fazla
etkilenmez.
Temel sorun, dişlerin fırçalanmaması veya bakımlarının
ihmal edilmesidir.
DİŞLERİNİ TEMİZ TUT, KALBİNİ KORU !
Dişlerimizdeki
bakteriler, kalp krizine neden
olabiliyor !
İngiltere’deki Bristol Üniversitesi ile İrlanda’daki
Kraliyet Cerrahi Koleji tarafından ortaklaşa yapılan
araştırmada, ağız ve diş temizliğine dikkat
etmemenin, 700 kadar bakteri türünün kan
dolaşımına karışmasına neden olabileceği belirlendi.
Kana karışan bu bakterilerin de sağlıklı kişilerde bile
kalp krizi riskini artırdığı tespit edildi.
Bakterilerin sebep olduğu pıhtı damarınızı tıkayabilir !
Profesör
Howard Jenkinson ifadesine göre, bakteriler için en kolay giriş yolu olan ağız
temiz tutulmaması sonucu kan dolaşımına karışabiliyorlar. Bakteriler kan
dolaşımına girince, kanın pıhtılaşmasına yardımcı olan trombositler bu
bakterilere tutunuyorlar, bu da kanın pıhtılaşmasına neden oluyor. Daha sonra bu
pıhtı hareket ederek kalbe kadar gidebiliyor ve
damarın tıkanması sonucu kalp krizi meydana
gelebiliyor.
DİŞLERİNİZİ UYUMADAN ÖNCE FIRÇALAYIN !
Diş bakımının doğru ve düzenli yapılması halinde 70-80 yaşında bile bir elmayı
ısırarak
yemeniz
mümkün.
Hayat boyu sağlıklı dişlere sahip olmak için
uyumadan önce dişlerin mutlaka fırçalanması ve yapılan diş bakımının ardından
yatıncaya kadar başka hiçbir şey yenilmemesi büyük önem taşımaktadır.
Ağız ve diş sağlığı çok önemli..
Doğal dişlerin uzun süre dayanmasında ağız ve diş bakımının önemi çok büyük.
Diş ve diş eti hastalıkları Türkiye´de ve dünyada en önemli sağlık sorunları
arasında yer almakta, ancak hayatı doğrudan tehdit etmediği için bu konuya
gereken önem verilmemekte.
80 yaşında elmayı ısırarak yemeniz mümkün..
Diş bakımının yapılması halinde 70-80 yaşında
bile bir elmayı ısırarak yemeniz mümkün. Uykudan önce dişlerin fırçalanması çok
önemli.
Ağız ve diş bakımının ardından yatıncaya dek başka hiçbirşey yenilmemesi de aynı
şekilde önem taşır. Gece uykuda yutkunma sayısı ve doğal bir temizlik maddesi
olan tükürük salgısı azalır. Özellikle ağzı açık uyunması ile tükürüğün koruyucu
etkisi tamamen ortadan kalkar. Hem diş hem diş eti hastalıkları
hızla yayılır. Bunu engellemek için de çeşitli ağız kuruluğu ürünleri mevcuttur.
Bunlar diş macunu, ağız gargarası ve jeli şeklindeki ürünlerdir.
ÇOCUKLARDA DİŞ KIRIKLARINA DİKKAT !
Eğer spor yapan bir çocuğunuz varsa, çocuğunuzun diş sağlığını diş
hekiminizin
hazırlayacağı bir ağızlık ile koruyabilirsiniz.
Çocuklar sık sık düşer ya da biryerlere çarparlar, bunların sonucunda ön
dişlerine zarar vererek yıllar
boyunca
rahatsızlık çekebilirler, sık sık dişhekimine gitmelerini gerektirecek
problemlerle karşılaşabilirler.
Diş hekiminizin hazırlayacağı basit bir ağızlık, yüzün alt kısmına gelecek bir
travmanın yaratacağı hasarı engeller.
Özellikle futbol, kayak, basketbol, beyzbol, bisiklet, sörf gibi sporları yapan
çocuklarda üst çene dişleri üzerine takılan silikon şeffaf bir ağızlığın yastık
etkisi yapması sonucu diş travmaları, kırıkları yada dudak, dil ısırma ve
yırtılmaları engellenmiş olur.
Bu yaralanmalar içinde en sık karşılaşılanı diş yaralanmalardır. Koruyucu
ağızlık olmayan ve ön dişlerine darbe alan bir çocuğun dişi, aldığı darbenin
kuvvetine bağlı olarak ya tamamen fırlar, ya kırılır, ya da dişin canlı kısmı
olan pulpası hasara uğrar.
Eğer bu hasar pulpanın ölümüne sebep olursa dişin rengi bozulur ve açık
kahverengiden koyu griye uzanan bir renk oluşur. Bu durumların her biri
istenmeyen ve karşılaşılması halinde zaman ve para kaybına neden olacak
durumlardır. Eğer ön diş tamamen yerinden fırladıysa, dişi temiz bir gazlı bez
arasına koyup, tükürük ile ıslatarak hemen dişhekiminize gidin.

AĞIZ / NEFES KOKUSU NEDENLERİ VE ÇÖZÜMLERİ
Nefeste oluşan kötü kokular genelde ağız içi kaynaklıdır. İlerlemiş bir
dişeti hastalığı, ağız içinde oluşan bir enfeksiyon ya da sadece ağız içinde
uzun bir süre kalmış gıda artıklarına yerleşen bakteriler kötü kokuya sebep
olurlar.

● Diş eti hastalığı varsa mutlaka tedavi edilmesi gerekir
ve dişeti cebi, diş taşları temizlenmelidir.
● Dişlerde çürükler varsa tedavi edilmesi gerekir.
● Gömük pozisyonda olan veya yarı gömük 20 yaş
dişlerinin çekilmesi gerekir.
● Hatalı yada eskimiş köprü ve protezler yenilenmelidir.
Ağız kokusunun diğer sebepleri :
● Şeker hastalığı sonucu oluşabilir (aseton kokusuna
benzer)
● Sinüs ve akciğer kaynaklı enfeksiyonlardan
kaynaklanabilir.
● Böbrek yetmezliği durumunda oluşabilir (balık
kokusuna benzer),

● Metabolizma bozukluklarında oluşabilir
● Karaciğer yetmezliğinde oluşabilir
● Oruçlu olmak, açlık, diyet, ağız kuruması sebep olabilir
Ağız kokusunu önlemek için..
Dişlerinizi ve dişetlerinizi koruyun Diş eti iltihapları ve diş çürükleri, ağız
kokusunun önemli nedenlerindendir. Ağız içi herhangi bir enfeksiyon bakteri
üremesini artıracağı için daima ağız kokusuna neden olur. Bu nedenle diş
hekimizin önerilerini mutlaka dinlemelisiniz.

Ağızda var olan protez ve köprüleri kontrol ettirin
Ağız içinde var olan eskimiş köprü ve protezle zamanla
gıda birikmesine yol açacağından kötü kokulara neden
olabilir. Bu durumlarda yenilenmesi gerekenleri değiştirmeli, eksik olan
dişlerin yerleri için gerekli tedavileri yaptırmalısınız.

Sakız çiğneyin
Tükürük ağız kokusu ile savaşmanın en etkili yoludur.
Tükürük içinde yemek artıklarını yerinden söküp mideye
gönderecek güçlü enzimler, güçlü bakteri öldürücü
antibiyotikler vardır. Bu nedenle şeker gibi bazı
hastalıklarda, pek çok ilacın yan etkisi olarak ortaya çıkan kuru ağızlar daima
kötü kokuludur. Sabahları niçin ağzınızın kötü koktuğunu merak ediyorsanız yanıt
buradadır; gece boyunca tükürük salgısı azalır ve ağzınızın içindeki yemek
artıkları uzun süre burada durur, bakteriler de onları kullanır ve çürütür.
Böylece sabahları ağzınız kötü kokabilir. Şekersiz sakız çiğnemek tükürük
salgınızı artırarak ağız temizliğinize yardımcı olur. Nane şekerleri ve tatlı
sakızlar genellikle işe yaramaz ve durumu daha da kötüleştirir.

Tarçın kullanın
Uygun bulduğunuz yiyecek ve içeceklerinizde tarçın
kullanabilirsiniz. Tarçın ağız içi bakterilerle mücadelede
önemli bir maddedir.

Bol su için
Özellikle yaşla artan vücut kuruması pek çok yönden dikkat
edilmesi gereken bir durumdur. Çok su içmek onlarca diğer
yararının yanında dilinizin kurumasını da önleyerek ağız
kokusu ile mücadelede önemli bir silah olarak kullanılabilir.
Su ağız içindeki bakterilerin minimumda tutulması için direk
yardımcıdır. Ayrıca tükürük salgısını artırarak da yardımcı
olur.

Şeker tüketiminizi azaltın
Beyaz un, beyaz şeker, glukoz/fruktoz şurubu ile tatlandırılmış tüm hazır
gıdalar ağız içindeki bakteriler için
inanılmaz bir hazinedir. Bu tür şekerleri çok kolay kullanarak
hızla çoğalırlar. Basit şekerler diş çürüklerine neden olur
ve ağız sağlığını bozarlar. Bu nedenle şeker tüketiminizi
azaltmalısınız. Bu da su içmek gibi size onlarca yararın
yanında ağız kokunuzun azalmasına da yardım edecektir.

Diş ipi kullanın
Diş ipi sayesinde fırçanın çıkaramadığı yerlerdeki bakteri
ve yemek artıklarını sökebilirsiniz. Özellikle diş gövdeleri
arasındaki dar bölgelerde biriken yemek artıkları hızlı bakteri çoğalmasına
neden olabilir.

Sigara içmeyin
Sigara içmek ağız kuruluğuna neden olduğundan ağız kokusuna sebep olur. Ayrıca
diğer bir ağız kokusu nedeni olan diş eti hastalıklarına da zemin hazırlar.

AYIN VAKASI
ÖNCE
SONRA

TEREYAĞI AKLANDI !
Tereyağı kalp krizini önlüyor..
Yıllardır tereyağı için kollestrolü yükseltip damarları tıkıyor diye söylenirdi,
oysa son araştırmalar hiç de öyle olmadığını gösteriyor.
Tereyağı ve sığır eti kalp krizi riskini ve kolesterolü düşürüyor, şeker
hastalığı ve obeziteyi tedaviye yardımcı oluyor.
Kanadalı bilim adamları, kalp ve damar hastalıkları başta olmak üzere birçok
hastalığa neden olduğu öne sürülen tereyağını temize çıkardı.
Aksine kolesterolü düşürüyor..
Deneylerle kanıtlandı..
Albert
Üniversitesi profesörü Spencer Proctor ve asistanı Flora Wang tarafından yapılan
araştırma çerçevesinde, 16 hafta boyunca deney farelerine tereyağı ve inek
etinde bolca bulunan vaksenik asit bakımından zenginleştirilmiş diyet uygulandı.
Vaksenik asidin vücutta kolesterol başta olmak üzere birçok rahatsızlığa sebep
olan şilomikronların oluşmasını yavaşlattığı gözlemlenirken, deney sonunda kötü
kolesterol olarak bilinen LDL başta olmak üzere, toplam kolesterol ve
trigliseritte düşüş görüldü.
Obezite tedavisinde yardımcı..
Flora Wang, “Tereyağı, sığır eti ve türevlerinde vaksenik asid oranı en az
yüzde 70'tir. Araştırmanın bizi en çok sevindiren sonuçlarından biri,
metabolizmada birçok hasara sebep olan şilomikronların oluşmasının bu yolla
yavaşlatılabileceği olmuştur. Bugüne kadar zararlı etkilerinden korkulan doğal
yağlar, aslında sağlığımız için son derece faydalı. Tereyağı ve sığır etinin
kalp krizi riskini düşürmesi, şeker hastalığı ve obezite tedavisine yardımcı
olması ve kolestrole iyi gelmesi, artık bir realite” diye konuştu.
Bu arada, doktora öğrencisi olan Flora Wang, araştırma sonuçlarını sunduğu,
Alberta'da düzenlenen “Uluslararası Şilomikronların Zararları Sempozyumu”nda
“genç araştırmacı”ödülünü kazandı.

İLAÇLARI MEYVE SUYU İLE İÇMEYİN !
Meyve suları, kanser, tansiyon ve kalp ilaçlarının etkisini azaltıyor.
KANADA'da yapılan bilimsel bir araştırmada
meyve sularının, alınan bazı kalp, tansiyon ve kanser laçlarının etkisini
azalttığı ortaya çıktı. Kanada'daki Western Ontario Üniversitesi'ndeki
bilim adamları birlikte alındıklarında greyfurt, portakal ve elma suları belli
kanser, kalp ve
tansiyon ilaçlarının vücuttaki emilimini önlediğini
saptadı. Bu durumda hastaların ilaç tedavilerinin yeteri kadar işe
yaramayacağına dikkati çeken Kanadalı bilim adamları, hastaları ilaçlarını meyve
suları ile almadan önce doktorlarına danışmaları konusunda uyardı. Yaklaşık 50
ilacın meyve sularından etkilendiğini tespit ettiklerini açıklayan Kanadalı
bilim adamları, Amerikan Kimya Kurum'una araştırma sonuçlarını sundu. Araştırma
ekibinin başında bulunan Dr.David Bailey, “Vardığımız bulgulara göre, greyfurt
ve diğer bazı meyve suları belli ilaçların ağızdaki emilimini azaltıyor” derken
hastaların ilaçlarını greyfurt veya diğer meyve suları ile alıp alamayacakları
konusunda doktorlarına veya eczanelere danışmalarını önerdi.
İngiliz Daily Telegraph gazetesi, yapılan başka bir araştırmada özellikle
greyfurt suyunun bazı ilaçların etkisini artırarak aşırı doza neden olduğunu ve
bu nedenle tedavi gören belli hastaların bu meyveyi veya suyunu tüketmekten
kaçınmalarının tavsiye edildiğini yazdı.
SABAH YAPILAN EGZERSİZ DAHA FAYDALI
Güne spor yaparak başlar ve kahvaltıda da aşırıya kaçmazsanız, yağ
metabolizmanızı harekete geçirmiş olursunuz.
Sabahları yapılan sporun yağların erimesine yardımcı olduğunu biliyor muydunuz?
Güne spor yaparak başlar ve kahvaltıda da aşırıya kaçmazsanız, yağ
metabolizmanızıharekete geçirmiş olursunuz.
Çünkü, vücudumuz gece boyunca pek çok
enerji deposunu kullanıyor. Bir başka deyişle, karbonhidrat depolarının
neredeyse tamamı boşalmış oluyor. Bu durumda vücudumuz yeterli enerji sarfı için
yine yağ depolarına başvuruyor.
Bunu da adrenalin ve 'glukagon' gibi zayıflatıcı hormonlar aracılığıyla
gerçekleştiriyor. Bu hormonlar, hücre reseptörlerine yapışarak biyokimyasal
yıkım sürecini harekete geçiriyor. Yağ yakımını sağlayan en ideal spor türü ise
yürüyüş yapmak ve yüzmek. Her iki spor türünde de geniş bir kas kümesi harekete
geçiyor ve bunun sonucunda vücut çok fazla kalori yakıyor.
Eğer daha fazla yağ yakmak isterseniz 2 şeye dikkat etmelisiniz: Her zaman,
oksijeni bol bir ortamda spor yapın, çünkü organizmanız yağı yakabilmek için
aynı zamanda yeterli oksijene de ihtiyaç duyar. İkincisi de, tempolu hareketler
sırasında kısa aralarla sürekli derin nefes alın. Ayrıca yağ yakımı sonrasındaki
süreci de lehinize değerlendirebilirsiniz.
Aklınızda bulunsun, metabolizmanız egzersizden sonra uzun süre aktif kalır. Siz
de, spor sonrası şekerli besinler yerine, yoğurt ve meyve gibi besinler
tüketirseniz, vücudunuz birkaç saat daha yağ yakmaya devam eder.
|
 |