Ortonorm Ortodonti Tedavi Merkezi, ortodontist, ortodonti uzmanı, ortodonti, çarpık diş, çarpık dişler, çene bozukluğu, dişhekimi, dişçi, diş hekimi, bozuk çeneler, çene bozukluğu, diş, tel tedavisi, diş çarpıklığı 

Kullanıcı Adınız:

Parolanız:
Beni Hatırla


Ortodonti tedavisinin tümünü veya bir kısmını karşılayan kurumlar için buraya tıklayarak bize mail gönderebilirsiniz.

DİŞ HEKİMLİĞİNDE STERİLİZASYON VE ENFEKSİYON KONTROLÜ

Daha önceleri sadece ülkelere veya bölgelere has kabul edilen hastalıklar, artık bütün dünyaya rahatlıkla yayılabiliyor.

Dünyada AIDS gibi hastalıkların yayılması; çoğu alanda olduğu gibi, diş hekimliğinde de modern enfeksiyon kontrollerini zorunlu kıldı. Önemli olan, diş tedavisi esnasında daha önceden sizde olmayan bir mikrop veya hastalığın size bulaşmamasıdır. Tüm bu sebeplerle; muayenehanelerde ve kliniklerde enfeksiyon kontrolüne azami ölçüde dikkat edilmelidir.

Otoklav Kullanımı

Otoklavlar hacimleri 18-76 litre arasında değişen, içine konulan tıbbi malzemeleri sterilize etmek için basınçlı buhar uygulayan aygıtlardır.

Dişhekimliğinde kuru hava sterilizatörü kullanan kliniklerde sterilizasyonda başarısızlık oranı %60 olarak tespit edilmiştir. Otoklav kullanılan kliniklerde sterilizasyon açısından bir başarısızlıkla karşılaşılmamıştır. Tek başına ısı veya tek başına basınç, sterilizasyon için yeterli olamaz. Dikkat edilmesi gereken kural; ısı ve basıncın aynı anda belli bir süre uygulanmasıdır. Ancak bu şekilde bakterilerin spor formlarını yok etmek mümkündür.

Enfeksiyon Kontrolü İçin Bazı Önlemler:

Hasta Önlüğü:


Hasta önlüğü, Tedavi esnasında elbiselerinize kan ve tükürük aracılığıyla bakterilerin geçişini engeller. Her hasta için tek kullanımlıktır.

Muayene eldiveni, maske, koruyucu gözlük kullanımı:


Kan, tükürük, solunum, ve temasla hekim-hasta arasında geçebilecek mikroplardan hem hastayı hem de hekim ve yardımcı personeli korur.

Ayakkabılar için Galoş kullanımı:

Sokaklara çöp atma ve tükürülme oranını düşündüğünüzde, sizin veya bir yakınınızın tedavi olacağı ortama mikrop taşımak istemeyeceğinizi tahmin ediyoruz. Bu sebeple galoş kullanıyorsunuz.

Dişhekimi kliniklerindeki personel ise sadece muayenehane ortamında kullandıkları ayakkabıları kullanırlar.

Isıyla Sterilizasyon:


Tedavilerde kullandığımız birçok alet (her kullanımından hemen sonra) yüksek ısı yardımıyla sterilize edilmelidir. Steril olmayan cihazlar kesinlikle kullanılmamalıdır. Genellikle bu işlem iki cihaz kullanılarak yapılmaktadır.

Yüksek ısı veren Sterilizatör (Kuru Hava Sterilizetörü) denilen cihaz iyi sterilizasyon sağlamasına rağmen, uzun süre yüksek ısıyla çalışması bazı aletlerin yapı ve özelliklerini bozar. Yani Sterlizatör’e her alet konulamaz.

 Bu tür aletleri sterilize edebilmek için, Otoklav (Basınçlı Hava Sterilizetörü) adı verilen ikinci bir aygıt daha kullanılmaktadır. Otoklav ile daha hızlı, daha fazla ve daha güvenilir sterilizasyon sağlandığı tüm dünya tarafından bilinen bir gerçektir.

Tek Kullanımlık (Disposible) Aletler:


Kliniklerde diş hekimliğine özel, tek kullanımlık enjektörler kullanılmalıdır. Bu enjektörlerde kullanılan iğneler,hastaların ağızlarını çalkaladıkları plastik bardaklar, anestetik solüsyonlar, tedavi sırasında ağızdaki kan ve tükürüğü emen alet uçları başta olmak üzere irili ufaklı bir çok malzeme tek bir hastada kullanılır ve sonra de atılır.

Dezenfektan spreyler ve çözeltiler (solüsyonlar):


Hasta koltukları her hastadan sonra dezenfektan spreylerle temizlenmeli, baş konulan kısımdaki koruyucu örtü değiştirilmelidir. Ayrıca hastalarda kullanılan aletler sıcak hava sterilizatöründen, laboratuardan gelen her tür protez hasta ağzına temas ettirilmeden, hastalardan alınan ölçü ve bu ölçülerden elde edilen alçı modeller (Teknik elemanları korumak amacıyla) laboratuara gönderilmeden önce muhakkak dezenfektan solüsyonlarda bekletilmelidir.

Kullanılan Malzemenin Atılması:


Kullanılan iğne uçları kırılıp bir şişe içerisinde toplanarak, cam ve plastik malzeme ayrı ayrı poşetlenerek, amalgam dolgu artıkları (içeriğindeki cıva buharının ortama yayılmasını engellemek amacıyla) su içerisinde ağzı kapalı şişelerde toplanarak imha edilmelidir.


Ağız ve Dişler Hakkında Genel Bilgi

Doğal dişlerin yapı maddesi nedir?

Diş mine, dentin, sement ve pulpadan (diş özü) oluşur.

Mine:
vücuttaki en sert maddedir. doğal dişi en dıştan koruyucu bir katman olarak çevreler. içinde sinir hücreleri olmadığı için duyarlı değildir. % 97’si kalsiyum tuzlarından oluşur.

Diş minesi altıgen “apatit” kristalleri şeklinde düzenlenmiştir. Minenin yapısına giren kalsiyum tuzları, organik diş maketi üzerinde yavaş yavaş çökelerek birikir ve kristalleşir. Bu birikme, ana rahminde iken başlar.

 Anne, gebelik süresince bazı ilaçlar alırsa veya çocuk mine teşekkülü sırasında bir hastalık geçirirse mine birikimi aksaklığa uğrayabilir. 0 zaman dişler sarı, gri veya kahverengi olur. Bazen de eksik (hipoplazik) teşekkül eder.

Dentin:
minenin altındaki tabakadır. yetişkin bir insan dişinin %75'ini oluşturur. kemikle aynı yoğunluğa sahip olmasına rağmen ısıya ve dokunmaya duyarlıdır.

Gerektiğinde içerdiği tamir hücreleri ile yeniden dentin dokusu oluşturabilirler. Dişin asıl kitlesini dentin (fildişi) tabakası oluşturur. Dentin, taç kısmında mine; kök kısmında da sement ile örtülüdür. Dentin canlı bir yapıdır ve % 70’i mineral tuzları; % 20si organik madde ve % 10’u da sudan oluşur.

Dentinde çok sayıda kanalcık içerir. Bu kanalcıkların içi diş özü sınırındaki dentin yapıcı hücrelerin uzantıları olan iplikçiklerle doludur. Dentin yapan hücrelere “Odontoblast” denir. Dentin kanalcıklarının milimetre karede sayıları 10.000’e. yaklaşır. Diş, dolgu veya kaplama yapılmak için oyulur veya küçültülürse bu kanalcıklar açığa çıkar ve o zaman soğuk, sıcak, tatlı ve ekşiden ağrı duyulur.

Pulpa (diş özü):
dişin orta kısmına ve burada bulunan yumuşak dokuya verilen addır. kökün ucuna kadar devam eder. bu kısımda kan damarları yer alır ve bu damarlar sayesinde diş enfeksiyondan korunur ve daima aktif halde kalır. aynı zamanda pulpada aşırı duyarlı sinir hücreleri bulunur ve bu hücreler sayesinde sıcak, soğuk ve basınç gibi duyular hissedilir.

“Pulpa” adı da verilen diş özü, dentin tarafından oluşturulan bir odacık içinde yerleşen kılcal atar ve toplar damarlar; duyu sinirleri ve bütün bu yapıları koruyan bir destek dokusundan oluşur. Diş özünün dış çevresi dentin yapıcı hücrelerle (odontoblast) kuşatılmıştır.

Bu hücreler, çürük ve diğer zararlı etkenlere karşı, dişi koruyan kale muhafızlarına benzer. Her hangi bir nedenle oluşan çürüğe karşı dentin yapıcı hücreler üstün gelirlerse bu hücreler diş özü kalesini dentinle sıvarlar; yenik düşerlerse diş özü açılır ve iltihaplanır.

Bu etkinlik genç insanların diş özünde daha yoğundur.

Sement:
kökün etrafını kaplayan kemiksi bir tabakadır, çok incedir. diş kökünün çene kemiğine tutunmasını sağlar. %65’i inorganik maddedir. Bazen kök etrafında ve kök ucunda aşırı sement birikebilir. Buna “Hipersemontoz” denir.

Dişler ne işe yarar?


Dişler sindirim sisteminin başında besinlerin ufalanıp parçalanmasına, koparılmasına yardım eder. kendini çevreleyen destek dokuları korur ve gelişmelerini sağlar. konuşmayı ve seslerin doğru bir şekilde çıkmasını sağlarlar. estetik olarak yüzle bir bütünlük içindedir.

Dişlerin Görevlerine Göre Farklı Yapıları Vardır;

1- Kesici Dişler


Alt ve üst çenedeki ön dişler “Kesici Diş” olarak adlandırılır. Üst çenede genişliği 9-10 mm. olanlar orta
kesici; 6-7 mm. olanlar ise üst yan kesicilerdir. Alt orta ve yan kesicilerin genişlikleri ise 6-7 mm. arasındadır.

2- Kaninler (Köpek Dişleri)


“Köpek dişi” ve “göz dişi” adı da verilen kaninler kesici dişlerden sonra gelir, alt ve üst çenede sağlısollu
birerden dört (4)tanedir. Uçları sivri olup koparmaya yararlar.

3- Azı Dişleri

Kaninlerin arkasında, azı dişleri yer alır. Yapı olarak birbirinden farklı olan azı dişleri, her bir yarım çenede, iki küçük azı, üç de büyük azı olmak üzere beşer tane ve bir çenede toplam on (10) tanedir.
Bütün küçük azıların çiğneme ve kenetlenmeye yarayan ikişer tümsekçikleri vardır. Üst çenedeki büyük
azıların dörder tümsekçiği; alt çenedeki büyük azıların beşer tümsekçiği vardır. Bu tümsekçiklere “tüberkül” adı verilmektedir.

4- Akıl Dişleri - Üçüncü Büyük Azılar = Yirmi yaş Dişleri


Akıl dişleri ayrı bölümde incelenmiştir (yirmi yaş dişleri). Burada, sadece şekillerinin ve kök sayılarının
çok değişik olduğunu belirtmekle yetiniyoruz.

Dişlerin oluşumu ve gelişimi ne zaman oluyor?


Embriyolojik hayatta (anne karnında) ağız boşluğuna ait oluşum belirtileri 3. haftada görülmesine rağmen, dişlerin gelişimine ait ilk belirtiler 6.haftaya rastlamaktadır. 7.haftadan itibaren dişlerin tomurcukları hafta hafta belirmeye başlar.

Süt dişleri nasıl tanınır?

Süt dişleri, çocuk altı aylıkken çıkmaya başlar ve 2.5 yaşında alt ve üst çenede 10’ardan (20) tane olarak tamamlanır. Süt kesicileri ve süt kaninleri, kalıcı dişlere göre daha küçüktür. Süt azıları da kalıcı azılara göre daha küçük yapıdadır. Çocuk büyüdükçe, süt dişlerinin kökleri altında yer alan kalıcı dişin kökü, sürme etkisiyle erimeye başlar; kök tamamen eriyip dişin yalnız kuronu kalınca da diş kendiliğinden düşer. Bakınız, Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı

Hangi diş ne zaman çıkar?

İlk diş yaklaşık altı aylıkken çıkar. Akıl dişleri de 18-20 yaşında... Demek ki diş çıkarma süreci, insanın 20 yılını alır. Ama hangi diş kaç yaşında çıkar? Bunu özetleyen bir tablo hazırlanmış ve aşağıda verilmiştir. Tablodaki yaşların yaklaşık rakamlar olduğunu; 1-1,5 yıl önce veya sonra sürmesi gereken dişin vakitsiz sürebileceğini, bazen de gecikmeler olabileceğini belirtmeliyiz.

Isırma ve öğütme nasıl gerçekleşir?


Kesici dişler, yiyecekleri ısırmaya ve kesmeye yararlar. Üst diş kavisi, alt diş kavisinden daha geniştir ve onu her yönde taşar. Alt çenenin aşağıya kaymasıyla ağız açılır ve lokma kesici dişlerin arasına girer. Ağız kapatılınca, ısırma hareketi ile üst kesiciler alt kesiciler üzerinde bir makasın ağzı gibi kayar ve yiyecekleri koparır. Öğütme işlemi alt çene eklemi ve çiğneme kaslarının uyumlu çalışması ve yana hareketlerle gerçekleşir. Besinleri iyi öğütebilmek için diş dizilerinin düzgün ve eksiksiz olması şarttır.

Diş etinin yapısı


Bir dişin dışarıdan sadece taç kısmı görülür ve diğer kısımları çene kemiği içinde gizlenmiştir; üzeri dişeti dokusu ile örtülüdür. Diş eti, sert, lifli ve kan dolaşımı ile iyi beslenen bir yapı olup; normal rengi uçuk pembedir. Sert ve kemiğe sıkı-sıkıya yapışan 4-5 mm’lik dişeti daha yumuşak bir bağlantı ile yanak ve dudak içini döşer; bu yapıya “Mukoza” denir. Yanak ve dudakların iç yüzü ile diş dizileri arasında “Vestibül” = “Dalız” yer alır.

Tükürüğün bileşimi ve etkisi nasıldır?


Yeni doğan bebeğin ağzı sterildir (mikropsuzdur), fakat birkaç dakika sonra kirlenir ve yaşam boyu da mikroplu kalır. Öyleyse neden hastalanmıyoruz? Çünkü ağızda bulunan bakterilerin çoğu hastalık yapmayan mukoza (saprofit) türdendir. Ancak vücudun direnci kırılınca bu bakteriler hastalık etkeni olabilir.

Ağızda bulunan bakterilerin hepsi “Ağız florası”nı oluşturur. Diğer yandan, ağız boşluğunun çok önemli bir koruyucusu daha vardır: Tükürük. Kulak önü, çene altı ve dil altı bezleri tarafından üretilen renksiz, özel kıvamda, akıcı bir sıvı olan tükürük, üretildiği bezlerden kanalcıklar aracılığı ile ağız boşluğuna taşınır. Bezler günde 5 litreye yakın tükürük üretirler. Kulak önü tükürük bezinin kanalı, üst 1. büyük azı yakınında; diğer tükürük bezlerinin kanalcıkları da dil altında ağza açılırlar.

Tükürük içinde bakterilerin üremesini durduran fermentler, fluor ve kalsiyum tuzlan bulunur. Tükürük kanallarının
açıldığı yerde diş taşlarının fazla birikmesi, bileşimindeki kalsiyum tuzlarının çökelmesi nedeniyledir.

Tükürüğün ağız ve dişlere yararlı etkileri şöyle özetlenebilir;

1- Tükürük, dişleri mekanik olarak temizler.
2- Tükürük, dişleri çürümekten korur.
3- Tükürük, içinde bulundurduğu mayalarla ağız mukozasını korur.

ÇÜRÜK TEDAVİSİ

Diş sert dokularının madde kaybı ile birlikte ilerleyen hastalığına çürük denir. diş sert dokularında kaybolan maddeyi yerine koyacak bir yenileme ya da tamir olayı olmaz. yani çürükte madde kaybının dokularca tamir olanağı yoktur. ayrıca çürük boşluğu çürütücü etkenlerin yerleşmesi, gelişmesi ve korunması için bir barınak teşkil eder.bu nedenle çürük tedavisinde başlıca iki çaba vardır:

Çürütücü etkenlerin barınağını ortadan kaldırmak ve dişteki madde kaybını birtakım dolgu malzemeleri ile gidererek tekrar iş görür hale getirmek...

Eğer elimizde çürüyerek kaybolan diş dokularını fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerine sahip ve tedavi edilecek dişe mükemmel bir şekilde yapışıp kaynaşabilecek bir dolgu maddesi bulunsaydı çürüğü temizlemek ve doldurmak basit bir işlem olurdu. ancak bugün bu özelliklerin tümüne sahip bir dolgu maddesi olmadığı için, ön dişlerde estetiği arka dişlerde de dayanıklılığı sağlayan çok çeşitli dolgu maddeleri kullanılmaktadır. bu maddelerin değişik özellikleri nedeniyle dolgu yapma tekniklerinde en uygun şekil ve yöntem dişten dişe değişmektedir.


Çürük tedavisinde kullanılan malzemeler nelerdir?


• Çinko içerikli genelde geçici amaçla kullanılan maddeler
• Kalsiyum içeren dişi iyileştirici özelliğe sahip maddeler
• Gümüş, kalay, çinko,altın içeren dayanıklı maddeler
• Cam, alüminyum, fosfat ve yapay reçinelerin bir karışımı olan estetik amaçlı kullanılan maddeler
• Alüminyum silikat cam partiküllerinden oluşan çok çeşitli amaçlar ile kullanılan maddeler ağız dışında hazırlanıp dişe yapıştırılan (bonding) blok malzemeleri diş gangreni nedir?


Dişin pulpa tabakasının (sinir-damar ağı) mikroorganizmalarca işgali sonucu canlılığını kaybettiği bazı durumlarda içerdiği protein, karbonhidrat ve yağların kimyasal olaylar sonucu parçalanmasıdır. çürüğe meyilli dişlere sahip bireylerin daha çocuk yaşlardayken ilk çıkan daimi dişlerinde bile aşırı çürük sonucu pulpa gangrenine rastlanabiliyor.

Diş gangreninin sebepleri nelerdir?

Ani darbelerle dişin kırıldığı durumlarda olabildiği gibi sürekli ve yavaş yavaş etki yapan yüksek dolgular, sızıntılar, sinire ulaşan çürükler de dişin ölümüne sebep olabilir.

Diş gangreninin tedavisi var mıdır?

Dişi canlı olarak ağızda tutmak için artık çok geçtir. yapılacak tedavi şekli dişin ortasındaki bozulmuş yapıların temizlenmesidir (kanal tedavisi). en son çare ise ne yazık ki çekimdir.

Yapay dişler doğal dişlerin yerini tutar mı?
Doğal diş vücüdumuzun bir parçası olup, fonksiyon ve estetik olarak belli bir bütünlük içindedir. Yapay diş ise, diş organını taklit eder. Hiçbir zaman doğal dişin yerini tutamaz. Ancak doğal dişlerin çeşitli sebeplerle kaybedilmeleri ve fonksiyonlarını yerine getiremez oldukları durumlarda yapay dişler doğal dişlere alternatif olabilmektedir. Kısaca, doğal dişlerle yapay dişler arasındaki fark ne kadar az ise, yapay dişin o ölçüde başarılı olacağı söylenebilir.

HABERLER

Ağrısız ve iğnesiz yeni tedavi yöntemi bilim dünyasında ödüle layık görüldü!


Alman “Dental-Material Gmbh” (DMG) firması, Berlin Charite hastanesi ve Kiel kentindeki Christian-Albrechts üniversite hastanesi bilim adamları tarafından geliştirilen yeni bir yöntemle, dişlere hasar vermeden çürük dişler tedavi edilecek.


Almanya Cumhurbaşkanı Horst Köhler’in himayesinde başlatılan ve Deutsche Bank ile “Fikirler ülkesi Almanya” adlı girişim tarafından yürütülen yaratıcı projeleri ödüllendirmeyi amaçlayan “Fikirler ülkesinde 365 yer” adlı proje yarışmasını, ağrısız ve iğnesiz diş çürüğünü tedavi etme yöntemini geliştiren DMG firması kazandı.

Hamburg Ticaret Odasında düzenlenen ödül töreninde, yarışmanın ödülü DMG Müdürü Susanne Stegen’e verildi. Yeni tedavi yöntemini bulan Christian-Albrechts üniversite hastanesi diş kliniğinde görev yapan araştırmacı doktor Hendrik Meyer-Lückel ile araştırmacı doktor Sebastian Paris, yaptıkları açıklamalarda, erken teşhisle diş çürüklerinin “Icon” yöntemiyle giderilebilmesinin mümkün olduğunu belirtti.

“Icon” yönteminin gelişmesine katkıda bulunan ve 2003 yılında “çürük riski teşhisi” alanında ödüle layık görülen Türk diş doktoru Ertan Erdoğan ile doktor Susanne Effenberger de, yaklaşık bir yıldır kendi kliniklerinde uyguladıkları yeni yöntemle çok olumlu neticeler aldıklarını söyledi. Erdoğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Bu yöntem, bence diş tedavisinde devrim niteliği taşımaktadır. Hastalar dişlerinin çekilmesinden ve diş hekimlerinden çok korkmaktadır.

DMG görevlileri bu yöntemi bir yıl önce bana anlattıklarında, kafamda bazı soru işaretleri vardı. Ancak bir yıldan bu yana bu yöntemi kendi hastalarıma uyguluyorum ve çok iyi netice alıyorum” ifadesini kullandı. “Caries infiltration” (çürüğe nüfuz) yöntemiyle, sağlam diş dokusuna zarar vermeden çürük tedavisinin mümkün olduğunu ifade eden Erdoğan, çürük dişlerin kesilmeden ya da çekilmeden tedavi edildiğini ve “Icon” adı verilen reçine materyalden oluşan sıvının çürük dişin içine dökülerek ışıkla sertleştirildiğini anlattı.

Erdoğan, “İlk başta dişin üzerine asit dökülür. Ön tedavisi yapılır ve diş kurutulur. Kurutulduktan sonra
enfiltrasyon malzemesi dökülür. Dökülen bu sıvı 40 saniye süreyle ultra viyole (UVC) ışınıyla sertleştirilir. Bu yöntem için anestezi ve diş kesme gereksizdir” dedi.

Yöntemin Türkiye’de ekim ayında düzenlenecek 13. Estetik Diş Akademisi Derneği (EDAD) Kongresinde, ürünü geliştiren Meyer-Lückel tarafından tanıtılacağını ve DMG firmasının Türkiye mümessili Unimed Tıbbi ve Analitik Cihazlar Sanayii ve Ticaret Ltd. tarafından uygulamaya başlanacağını kaydeden Erdoğan, “Türkiye’de de bu metodun başarılı olacağına inanıyorum.

Türkiye, diş tedavisi bakımından çok ileri düzeyde. Bu yöntem çok sayıda ülkeden önce Türkiye’de tanıtılmaktadır. Bu da Türkiye’de diş tedavisindeki yüksek kalitenin bir işaretidir” diye konuştu.


EĞLENCE KÖŞESİ

 

AYIN VAKASI

ÖNCE                          SONRA


 

 


Web Sitemiz Diş Hekimleri Odası Tüzüğüne Uygundur

Site Haritası