Çenemiz küçülüyor, kafamız büyüyor…
Çenedeki daralmayla birlikte, 20'lik dişlerin çıkmasının
zorlaştığına işaret eden tıp tarihçisi, diş boyutlarının da
küçüldüğünü, insanoğlunun gelecekte 32 yerine 24 dişli olacağını
bildirdi.
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Deontoloji
ve Tıp Tarihi Anabilim Dalı Başkanı ve Diş Hekimliği Fakültesi
Dekanı Prof. Dr. İlter Uzel, yaşam ve beslenme tarzındaki
değişimler, gelişen teknolojinin neden olduğu hareketsiz yaşam gibi
birçok faktörün insanoğlunun evrimsel değişimini
hızlandırdığını,anatomisinde değişim yarattığını bildirdi. Uzel,
''Örneğin, eskiden ulaşım atlarla yapılırken bugün at binme sadece
spor amaçlı oldu. İnsanoğlu eskisi gibi doğal ürünlerle beslenmiyor.
Teknolojinin neden olduğu tembelleşme de doğal olarak vücudun
anatomisine yansıyor'' dedi. İnsanoğlunun yaşadığı evrimsel
değişimin özellikle diş ve çene yapısında yoğunlaştığını, çenenin
daraldığını, arkaya doğru çekilerek kısaldığını, bu nedenle yukarı
doğru baskı yapan çenenin ise kafatasında büyümeye neden olduğunu
anlatan Uzel, şunları söyledi: ''Çenedeki daralma ve kısılma
nedeniyle kendine yer bulmakta zorlanan dişler çarpıklaşıyor. 20'lik
dişlerin sürmesinde yaşanan sorunlar da yine bu değişimden
kaynaklanıyor. Bu diş çıkarken zorlandığı için yanındaki dişlerin de
çarpıklaşmasına neden oluyor.'' Son yıllarda çarpık dişler gibi
ortodontik sorunlardaki artışın da bu değişimden kaynaklandığını,
çenedeki geriye çekilme, daralma ve kısalmanın yanı sıra diş
boyutlarının da küçüldüğünü belirten Uzel, ''Yaptığımız
araştırmalarda elde ettiğimiz bulgulara göre, ayağa kalkan ilk
insanın diş boyutlarıyla, günümüz insanının diş boyutu arasında
yüzde 30 kadar küçülme var'' diye konuştu. Binlerce yıl sonra
evrimsel değişim nedeniyle insanın 32 yerine 24 dişli olacağını
ifade eden Uzel, ''Lateraller dediğimiz yan kesici dişler ile
alttaki ikinci küçük azı dişler olmayacak'' dedi. Uzel, Çatalhöyük
başta olmak üzere Anadolu'da yaptıkları araştırmalarda, insanoğlunun
çenesinin 7 bin yıldır küçüldüğünü tespit ettiklerini kaydetti
''DEĞİŞİM, ALTIN ORANI YOK EDECEK''
Uzel, alt çenedeki küçülme ve geriye çekiliş ile kafadaki
büyümenin ''Altın oran'' olarak bilinen, yüzün matematiğini de
olumsuz etkileyeceğini, yüz hatlarının altın orandan tamamen
uzaklaşacağını, insanoğlunun çirkinleşeceğini savundu. ''Altın
oran''ın güzelliğin matematiksel yanını oluşturduğuna dikkati çeken
Uzel, şöyle devam etti: ''Düzgün sıralı olmayan dişler, aralıklar,
diş etinin gereğinden fazla göründüğü gülümsemeler, küçük dişler
altın oranı bozar. Örneğin üst çenedeki ön iki dişin enlerinin
toplamının boylarına oranı altın oranı verir. İlk dişin genişliğinin
merkezden ikinci dişe oranı da altın orana dayanır. Bunlar bir diş
hekiminin estetik ve ideal bir gülüş yaratırken dikkate alabileceği
oranlardır.''

36 yaşında tel taktım… Ayşe ARMAN
36 yaşında dişlerime tel taktım. Hadi hayırlısı. Eskiden
gülümserken, sadece kelebek şeklindeki ön dişlerim gözükürdü. Fakat
son zamanlarda, alt dişlerimin de kendini göstermeye başladığını
fark ettim. Yer çekiminin gözü kör olsun! Palavra değil gerçek; yer
çekimi yüzünden daha önceleri sadece üst dişler görünürken, zamanla
alt dişler de, "Ben buradayım" dermiş. Ama gelin görün ki, benim
dişlerimin iki tanesi olması gerektiği yerden daha geride. Çarpık
yani. Çünkü ben de dişlerini sıkan tayfadanım. Duyarlı insanların
hastalığıymış ya, vurdum duymaz olanların, diş sıkma gibi bir derdi
yok. Muş.
Ortodontistlerin yalancısıyım. Benim dişlerimin üzeri,
değirmen taşı gibi sıkmaktan dümdüz olmuş. Hangi arada sıktığımı
bilmiyorum. Ama şunu biliyorum, böyle yaparak dişlerimin minelerine
ve kendisine zarar veriyorum.
Telafisi var mı? Var. Bir yıl
boyunca tel takacağım. Ama tabii teli çıkardıktan sonra, geriye
dönmeyeceğinin, dişlerimin yine aynı şekilde çarpık bir hale
gelmeyeceğinin garantisi yok. Ben yine de, denemeye karar verdim.
Bir de küçükken tel takmamışım galiba özendim! Ortodonti almış
başını yürümüş, teknoloji çok ilerlemiş, bir kere malzemeler müthiş,
benim alt dişlerimdeki teli fark etmiyorsunuz bile. Son derece hafif
bir şey. Ve diş rengi. Ben tabii "sadece küçük çocuklara tel
takılır"da kalmışım, meğer böyle bir şey yokmuş, her yaşta insana
takılabiliyor ve sonuç alınıyormuş.
Dubai’de de kendimi Türk
doktorlarına emanet ettim. Ortodonti uzmanı Yahya Tosun’u buldum.
Onlar aile boyu bu işin içindeler, eşi Işık da ortodonti uzmanı,
Türkiye’deki muayenehaneleri de duruyor, iki ülke arasında mekik
dokuyorlar. İlk birkaç gün, hatta bir hafta Yahya’ya "Sen benimle
dalga mı geçiyorsun! Kendimi demir maskeli adam gibi hissediyorum.
Çıkar lütfen bunu ağzımdan" dedim. O hiç oralı olmadı. Yahya da Alya
gibi yapıyor, işine gelmeyince duymuyor. "Bana bak, öpüşemiyorum,
yemek yiyemiyorum, bütün dişlerim sızlıyor, ben gerçekten vazgeçtim"
dedim, yine ses yok, "Arabana taş atarım, camını kırarım" diye
tehdit ettim, "Geçeceeek, sabırlı ol" dedi.
Haklı çıktı, geçti.
Şimdi hiçbir problem yok. Ağzımda tel var mı yok mu, farkında bile
değilim. Bekliyorum, 11 ay sonra inci gibi dişlerim olmasını... Her
şeyi anlatıp, telimi anlatmasam eksik kalacaktım. Beni anlıyorsunuz
değil mi, sizden bir gizlim olursa huzursuz oluyorum. Neyse, şimdi
rahatladım...
Yaşlılığa dişten çare…
Anti-Aging Kongresi'nden
bir 'gençlik' reçetesi: Yüz yaşlanmasının en temel nedeni, diş
kayıpları ve çene bozuklukları. Dişleri düzelterek
gençleşebilirsiniz .
RADİKAL - İSTANBUL - Anti-aging
deyince aklınıza ilk önce yaşlanmayı geciktiren kremler, botoks,
estetik mi geliyor? Oysa yüzde genç bir görünüm sağlamak için ilk
yapılması gereken diş ve çene yapısını düzeltmek. Çünkü yüz
yaşlanmasının en önemli nedeni diş ve çene yapısıyla ilgili. Dişlere
yapılacak müdahaleyle daha genç bir görünüme kavuşmak mümkün. Hatta
çoğu zaman bu nedenle, yüze yapılması düşünülen estetik müdahaleler
bile ertelenebilir. ProCare Diş Kliniği'nden Ortodontist Gazanfer
Gür'ün geçen hafta İstanbul'da düzenlenen 'I. Uluslararası
Anti-Aging Kongresi'nde dişler ve güzellik bağlantısını gündeme
getiren sunumu büyük ilgi gördü. Gazanfer Gür'ün verdiği bilgilere
göre, dudaklar ve dişler, estetik olarak yüzümüzen en önemli
bölgesinde yer alıyor. Dişlerimiz beslenme ve konuşma dışında yüz
estetiği açısından da büyük katkı sunuyor.
Önce ağza
bakılıyor
Bu nedenle diş tedavisiyle kazanılan estetik ve
güzel bir gülüşün kişiye kazandırdığı iletişim olanaklarının göz
ardı edilmemesi gerekiyor. Yapılan bir araştırma da bu görüşü
destekliyor. İnsanlar konuştukları kişinin en çok ağzına bakıyor, bu
da dişlerin önemini gösteriyor. Dişlerin güzelliği aynı zamanda
kişinin kendine güvenmesini de sağlıyor. Yüz yaşlanmasının en temel
nedeninin diş kayıpları ve dişlerin çiğneme yüzeylerinin aşınması
sonucu azalan alt yüz yüksekliği olduğunu belirten Gür, "Dişlerin
yan yönde ağız çevresi kaslara uyguladığı gerilim kuvvetini de göz
önüne alırsak, yüz esteğinde diş ve çene kemiklerinin önemini daha
iyi anlamış oluruz. Diş kayıpları oldukça ağız çevresinde de
çizgiler ve kırışıklıklar oluşmakta ve tüm yüz etkilenmektedir"
diyor. Dişin işlevi sadece bununla sınırlı değil. Gazanfer Gür,
konuyla ilgili şu noktalara da dikkat çekiyor:
Çeneniz
düşmesin!
"Alt çenenin pozisyon değişikliğinde en önemli bölge çene
eklemimizdir. Çene eklemindeki diskin yapı veya pozisyon
bozukluğunda baş, ense ve omuz ağrıları, eklemde tıkırtı sesleri ve
ileri durumlarda eklemde kilitlenmelere neden olabiliyor. Eklemde
ağrı, kulakta çınlama, ağız açma ve kapama hareketlerinde zorlanma,
altçene eklemi hastalıklarının en önemli belirtilerinden. Bu
hastalıkların en önemli nedeni kapanış bozukluğu ve gıcırdama.
Tedavi olarak kas gevşetici, ağrı ve ödem azaltıcı ilaçlar
kullanılabiliyor. Ancak ilaç tedavisi sadece şikâyetleri geçici
olarak ortadan kaldırıyor. Kalıcı tedavi, ancak uygulanacak bir
aparat yardımıyla simetrik kas geriliminin sağlanması, kapanış
yüksekliğinin artırılarak disk üzerindeki basıncın ortadan
kalkmasıyla yapılabilir. Tedavinin kalıcılığı ise protetik ve veya
ortodontik tedaviyle dişlerin konumunun ve kapanışın
değiştirilmesiyle sağlanabilir."
Görünmeyen teller
Ortodontik tedavilerle artık hem dişlerdeki çapraşıklıklar
gideriliyor hem de dişler arasındaki aralıklar kapatılabiliyor.
Özellikle üstçene darlığına bağlı oluşan çapraz kapanışların tedavi
edilerek altçene ve üstçenede dişlerin orta hatlarının da
düzenlenebildiğini anlatan Gür, ortodondik tedavide gelişmelerle
artık görünümü rahatsızlık veren tellerin de tarihe karıştığını
söylüyor. Son yenilikler sayesinde braket, tel veya benzeri bir
malzeme yerine, şeffaf ve istenildiğinde kolayca takılıp
çıkarılabilen apareyler kullanılabiliyor. Diş estetiğindeki
gelişmeler, erişkinlerin ortodontik tedavilerinde büyük kolaylıklar
sağlıyor.

Dişeti hastalıkları, erken doğum nedeni…
Dişlerimiz kadar dişetlerimizin sağlığına dikkat etmiyoruz. Oysa,
dişetleri genel sağlığın ayrılmaz bir parçası. Sağlıksız dişetleri,
bir çok hastalığa zemin hazırladığı gibi tetikleyebiliyor da.
Özellikle de hamilelik döneminde yalnızca annenin değil, bebeğin
sağlığını da tehdit edebilen dişeti hastalıkları konusunda
Perinotolog .... bilgi aldık.
Dişeti sorunlarına doğal diş macunu..
Parodontax, dişeti
sorunlarına karşı üretilmiş ve ülkemize yeni gelen bir diş macunu.
Tamamen doğal olması nedeniyle de anne adaylarının rahatlıkla
kullanabileceği parodontax hakkında, ürün müdürü Seda Turhan’a
sorular yönelttik.
Ürününüzün hedef kitlesi kimlerdir?
Parodontax’ın hedef
kitlesi; dişeti hastalıkları, dişeti çekilmesi veya dişeti kanaması
olan kişilerdir. Ancak, hamilelik sırasındaki hormon değişimleri,
dişetlerinin daha kırmızı, daha duyarlı bir hale gelmesine yol
açabilir. Bu nedenle hamilelerin kullanmasının yararlı hem kendi hem
de bebeklerinin sağlığını korumak için yararlı olduğunu
söyleyebiliriz.
Ürününüzün içeriği hakkında bilgi verebilir misiniz?
Parodontax tamamen doğal bir diş macunudur.
Adaçayı, nane, papatya,ekinase, mira ve ratanya adlı altı tıbbi
bitki özü ve yüksek miktarda sodyum bikarbonat bulundurur. Bu
bitkilerin diş etleri üzerinde oldukça olumlu etkileri vardır.
Örneğin, adaçayının antibakteriyel etkisi vardır ve dokuları
güçlendirir. Nane nefesi tazelerken antibakteriyel etkisi de vardır.
Papatya ise yaraların iyileşmesini sağlar. Mira dokuları
güçlendirirken kanamayı durdurur. Ratanya ise doku büzücü etkilidir.
Parodontax’ın tadı içeriğindeki bitkilerden dolayı keskin ve
tuzludur fakat düzenli olarak kullanıldığında gingivitis gibi dişeti
hastalıklarını önler ve tedavi etmeye yardımcı olur, dişeti
kanamalarını azaltır.
Ürünüz günde ne kadar
kullanılmalıdır? Etkin sonuç almak için dişler günde 2 ya da 3
kez Parodontax ile fırçalanmalıdır ve fırçalama yönü dişetlerinden
dişlere doğru olmalıdır.
Bu ürünü anne adayları nerelerden satın
alabilirler?
Parodontax’ı tüm eczanelerde ve seçkin marketlerde
bulabilirsiniz.
ANA YAZI
Bembeyaz ve düzgün dişler, hem
güzelliğimizin hem de sağlığımızın göstergelerinden biri. Peki ya
diş etlerimiz? Genellikle ağız sağlığımız açısından unutulan,
önemsenmeyen diş etlerimiz, genel sağlığımızın önemli bir parçası.
Çünkü diş eti hastalıkları, pek çok
hastalığa
zemin hazırlıyor ya da tetikliyor. Ancak bir bebeğe hazırlanılan
dönemde annenin sağlığının yanısıra bebeğin sağlığını da etkilediği
için daha çok dikkat edilmesi gerekiyor. Yapılan araştırmalara göre,
hamilelik sırasında dişeti hastalığı olan anne adaylarının erken
doğum yapma riski yükseliyor. Ayrıca normal doğum yapsalar bile
bebekleri, akranlarına göre dünyaya daha zayıf olarak dünyaya
geliyor. Peki hamilelik sürecinde böyle bir sorun yaşamamak için
nelere dikkat edilmesi gerekiyor?
Hamile kalmadan önce…
Hemen her hastalıkta söylenilen ‘önleyici uygulamalar’ dişeti
sağlığı için de geçerli. Bunun için her dönemde rutin diş
muayeneleri,dişlerimizi doğru zamanda ve doğru bir şekilde
fırçalamanın yanısıra diş ipi kullanmak ağız ve diş sağlığının
korumanın yollarıdır.
Ancak hamile kalmaya karar verdiğinizde,
yaptıracağınız tıbbi kontrollerden biri de ağız ve diş sağlığı
olmalı. Diş hekiminiz, ağıziçi muayene ve radyografik inceleme
yaparak hamilelik öncesi varolan sorunları saptayabilir. Böylece
hamilelik sırasında ağız sağlığınızla ilgili bir sorun yaşama
riskiniz ortadan kalkar. Hamilelik sırasında yine 3 ayda bir diş
kontrollerinizi ihmal etmeminiz gerekiyor.
Gebelik
gingivitisi
Anne adaylarında en sık görülen dişeti
sorunlarından biri, ‘gebelik gingivitisi’ ismi verilen, diş eti
iltihabı. Gingivitisi olan kişilerin diş etleri genelde şiş ve
kırmızı olarak görülür. Hatta kendiliğinden kanıyor, hassaslaşıyor
ve ağrıyor...
Gingivitis bulguları genellikle, hamileliğin ikinci
ayında ilk kez kendini belli ediyor. 8. ay ise en şiddetli halini
aldığı dönem. Bu durumun nedeni; hamilelik sırasında artan östrojen
ve progesteron hormonları. Doğum sonrası hormon düzeyi normal hale
dönünce, yakınmalar da kendiliğinden kayboluyor.
Gebelik
gingivitisi, bazı durumlarda diş eti büyümelerine neden oluyor.
Büyüyen dişeti, bazen, dişin tüm çevresini kaplayacak şekilde
büyüyor ki, uzmanlar buna, gebelik tümörü adı veriyor.
Uzmanlar,
bu tür hastalıklara eğilimin nedenini şöyle özetliyorlar: Anne
adayının hamilelik başlangıcındaki ağız bakımı zorlukları sonrasında
gelişen ağız bakımı eksikliği gibi basit bir nedenden dişeti
iltihabının, hamilelik nedeniyle ağız içi dokularında normalden
fazla reaksiyon ortaya çıkarması ve daha komplike bir soruna
dönüşmesi.
Şikayetiniz varsa...
Eğer hamilelik
sırasında dişetlerinizde çeşitli belirtiler farkediyorsanız yapmanız
gereken ilk şey; bir uzmana başvurmak. Sorun daha büyükse, diş
hekiminiz sizi bir dişeti hastalıkları uzmanına yönlendirecektir.
Tedaviniz, sorunun büyümesini engellediği gibi zaten doğum sonrası
gerileyecek olan dişeti sorununun, hem hamilelik esnasında anne
adayına daha fazla zarar vermesini hem de daha sonra yapılacak
tedavinin çok daha komplike hale dönüşmesini engeller.
Zarar vermeyen ilaçlar kullanıyor
Hamilelik sırasında
birçok anne adayının kafasındaki soru işaretlerinden en
önemlilerinden biri; tedavi sırasında kullanılacak ilaçların bebeğe
zarar verip vermeyeceği. Bu konuda endişelenmeyin. çünkü lokal
anestezik maddeler anne ve bebeğe zarar vermemektedir.
Antibiyotik ve ağrı kesici kullanımında çeşitli kısıtlamalar olsa
da, bebeğe zarar vermeyecek olanları seçiliyor. Bu tedavi için en
çok tercih edilen dönem ise; hamileliğin 2. üç aylık dönemidir.
10yıl sonrasına randevu…
Atatürk Üniversitesi (AÜ) Diş
Hekimliği Fakültesi Ortodonti Bölümü’nde tedavi için alınan sıralar
10 yıl sonraya uzayınca üniversite, hastalara randevu vermeme kararı
aldı.
Fakülteye 2005 içerisinde çene, yüz ve dişlerinde problem
olan 12 bin hasta başvuru yaptı. Ancak bu hastalardan sadece bin
500’ünün tedavisi yapılabildi. Tedavi için 2006 yılında da büyük
yoğunluk oldu. Fakülte, tedavi sıraları 10 yıl sonraya sarkmaya
başlayınca dişsel kaynaklı sorunları olanlara randevu vermeme kararı
aldı.
AÜ Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Anabilim Dalı Başkanı
Prof. Dr. Abdulvahid Erdem, tedavi için gelenlerden ancak hastalığı
acil olanlar ya da iskeletsel düzeyde sıkıntısı bulunanları kabul
ettiklerini belirtiyor. Fakat bu tür rahatsızlıklarda bile sıranın
2008 yılına kadar uzadığını ifade ediyor. Erdem, ortodonti bölümünün
uzmanlık alanı gerektirdiğine işaret ederek, Sağlık Bakanlığı’nın
ortodontist tayini yapmadığından yakınıyor. Prof. Dr. Erdem,
sözlerine şöyle devam ediyor: “Sağlık Bakanlığı tayinleri pratisyen
diş hekimi olarak yapıyor. Gelen kişi de genel diş hekimliği hizmeti
veriyor. Atamalar sadece ortodonti uzmanı olarak yapılmalı. Bu
alanda hizmet verecek kişiler yetiştirilmeli.” Diş, çene ve yüz
bozuklukları görülen ortodonti hastalarına üniversite ve devlet
hastanelerinde çok uzun süreli randevular veriliyor. Türkiye’de
sadece 454 ortodondist bulunduğu için hastalar yıllarca beklemek
zorunda kalıyor. Türk Ortodonti Derneği Başkanı Dr. Nejat Erverdi,
ortodontist sayısının ülke nüfusuna oranla oldukça az olduğunu
kaydederek, bu sayının en az 5 bin olması gerektiğini dile getiyor.
“Ödeme gücü zayıf olanlar kamuda yığılmalara neden oluyor. Bu da
verilen randevuların uzamasına sebep oluyor. Genel Sağlık
Sigortası’nın çıkmasının ardından bu yığılmalar son bulacaktır.”
diyen Erverdi, 8 milyon nüfusu bulunan Yunanistan’da bile
Türkiye’den daha çok ortodontist bulunduğuna dikkat çekiyor. Dr.
Erverdi, “Geçmiş yıllarda ortodontik tedavi için sadece çocuklar
gelirdi. Ancak şu an 60 yaşında bile hastam var. Üniversitelerin
yeterli derecede uzman yetiştirmesi gerekir.” diye konuşuyor.
Misvak Özlü Diş Macununa Çifte Ceza
İzmir-(dha)- İzmir
Dişhekimleri Odası Tarafından 'Halkın Dini Duygularını İstismar
Ederek Haksız Kazanç Sağladığı' Gerekçesiyle Şikayet Edilen Bir
Firmanın Televizyonlarda Yayınlanan 'Misvak Özlü Diş Macunu'
Reklamına Sanayi Ve Ticaret Bakanlığı'ndan İki Ceza Geldi. Reklam
Filmi Yasaklanıp Yayından kaldırıldı.
İZMİR-(DHA)- İzmir
Dişhekimleri Odası tarafından `halkın dini duygularını istismar
ederek haksız kazanç sağladığı` gerekçesiyle şikayet edilen bir
firmanın televizyonlarda yayınlanan `misvak özlü diş macunu`
reklamına Sanayi ve Ticaret Bakanlığı`ndan iki ceza geldi. Reklam
filmi yasaklanıp yayından kaldırılırken, 50 bin 12 YTL 20 kuruş para
cezası da kesildi. Ağız ve diş sağlığı ile ilgili reklamlara karşı
olmadıklarını, aksine desteklediklerini belirten Oda Başkanı Turgan
Ülker, ``Ancak reklamlar bilime, akla uygun, abartı da ölçülü
olmalı. Bu reklamın içeriği konusunda sadece üniversitelere değil
din adamlarının da görüşlerine başvurduk`` dedi.
İzmir
Dişhekimleri Odası Başkanı Turgan Ülker, Yönetim Kurulu Üyesi İlkay
Karademirci ve avukatları Melih Başer`le birlikte Karaca Oteli`nde
basın toplantısı düzenledi. Ülker, toplantıda ağız ve diş sağlığı
konusunda halkı yanlış yönlendiren reklamlara karşı mücadelelerini
sürdürdüklerini söyledi. Ülker, geçen yıl diş fırçalamanın yerine
geçtiği mesajı veren Vivident ciklet reklamının yasaklanmasını
sağladıklarını hatırlattı.
Bu kez Colgate Misvak reklamını,
başvururularının üzerinden yaklaşık bir yıl geçtikten sonra
durdurabildiklerini belirten Ülker, şöyle konuştu: ``Ağız ve diş
sağlığı ile ilgili reklamlara karşı dÇünkü istatistikler ağız diş
sağlığımızın hiç de iyi olmadığını ortaya koyuyor. Özellikle
fırçalamfırça kullanmanın önemini vurgulayan reklamları
destekliyoruz. Ancak macunu `ilaç` gibi sunan reklamlar hoş değil.
Colgate firmasının misvak diş macunu reklamında da `sadece macunu
kullanmak yeterli` mesajı veriliyor. Üstelik peygamberimizin o
yıllarda misvak ağacını diş temizliği için önerdiği gündeme
getiriliyor. Belki o dönemler için bu kabul edilebilir. Dini motif
kullanarak, halkın dini duygularını istismar ederek, sanki ağacın
özü alıp kullanılmış gibi gösterilmesi doğru değil. Biz bilime ve
akla uymayan, abartıda ölçüsü kaçmış reklamlara karşıyız. Misvak
özlü diş macunu reklamıyla ilgili meslektaşlarımızdan çok şikayet
almıştık. Bunun üzerine hem bilim adamlarına, hem din adamlarına hem
de firmanın kendisine başvurup görüş istedik. Üniversiteler
şikayetimizi haklı buldu, destekleyen kararlarını bildirdi. Diyanet
İşleri Başkanlığı ve ilahiyatçı
Yaşar Nuri Öztürk`ten yanıt
alamadık. Ancak yine ilahiyatçı olan Zekeriya Öztürk, yanıtını
gazetesindeki köşesinden verdi. Köşesinde peygamberimizin misvak
ağacını değil, ovalama anlamına gelen isvakı önerdiğini yazdı.
Colgate`in bu ürününü sadece müslüman ülkelerde pazarlıyor olması da
bu anlamda dikkat çekici.`` Ülker, bu reklamın insanları diş
fırçalamadan uzaklaştırma mesajı verdiğini, bunun tehlikeli olduğunu
söyledi. Reklamda dede rolünü oynayan kişinin dişlerinin `protez`
olduğuna da dikkat çeken Ülker, ``Eğer misvak tek başına yeterli
olsaydı Arabistan`da kimsenin dışınde çürük olmazdı`` dedi. İzmir
Dişhekimleri Odası Başkanı Turgan Ülker, reklama yayın yasağı
getirilmesinin yanısıra 50 bin 12 YTL 20 yenikuruş para cezası
verildiğini bildirdi. Ülker, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Reklam
Kurulu`na yaptıkları başvurunun sonucunun ancak bir yıl sonra
alınabildiğini, bu sürede firmanın reklamlarını sürdürüp amacına
ulaştığını da kaydetti. Reklam Kurulu`nun karar mekanizmasını
hızlandırması gerektiğini sözlerine ekleyen Ülker, bir Coca Cola
reklamı için de itiraz başvurusunda bulunduklarını söyledi.
Ortodonti tedavisi gören bir genç kızın, braketli dişleriyle kola
şişesi kapağını açışının yer aldığı reklam filminin de iki yönden
rahatsız ettiğini belirten Ülker, ``Birincisi ortodonti tedavisi
görme utanılacak bir durum olarak gösteriliyor. İkincisi ise
dişlerle gazoz kapağı açılması diş sağlığı açısından hiç doğru bir
yöntem değil. Bu reklam filmi ile ilgili de şikayetimiz
değerlendirildi. Henüz yazılı karar gelmedi ama Reklam Kurulu`nun
web sitesinde reklam
filminin yasaklandığı açıklandı. İsteğimiz
reklam filmleri içeriğinin bilime dayandırılması`` dedi. Öte yandan
Ülker, Türk Dişhekimleri Birliği`nin, dişleriyle fındık kırılmasının
yer aldığı bir kahve reklam filmine de itiraz ettiğini söyledi.
Şişe kapağı dişle açılmaz
Kurul, Coca Cola Meşrubat
Pazarlama ve Danışmanlık Hizmetleri A.Ş. tarafından TV kanallarında
yayımlanan Coca Cola'ya ait 'Gülümseme' isimli reklama da 'diş
tedavisi gördüğü anlaşılan bir genç kızın dişleriyle meşrubat şişesi
kapağını açması' nedeniyle ceza verdi. Kararda, reklamın özellikle
ortodontik tedavi gören hastalar açısından ağız ve diş sağlığına
zarar veren yanlış yönlendirmelere sebep olduğunu belirterek, 54 bin
913 YTL idari para cezası ve durdurma cezası karara bağladı.
Fındık değil aroması
TDB'nin fındık kabuğunun dişle
kırıldığı gerekçesiyle şikâyet ettiği 'Cafe Crown Fındık'
reklamınaysa Kurul'dan farklı gerekçeyle ceza kesildi. Atlas Gıda
Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne ait ürünün reklamında, üründe
doğala özdeş fındık aroması olduğu halde, 'fındıklı' izlenimi
verildiği anlaşıldığı belirtilerek, şirkete 50 bin 12 YTL idari para
ve durdurma cezası verildi.
(Doğan Haber Ajansı)
Genç sanatçı Cem Adrian ortodonti tedavisini anlatıyor…
Kendi yaşamımdan anlatacağım bu öykü size pek de "dert edilecek" bir
şeymiş gibi gelmeyebilir ilk başta. Ancak benim durumumda olan pek
çok yetişkin olduğunu biliyorum ve onlara yol gösterebileceğini
düşünerek ben de kendi hikayemi aktarıyorum. Çünkü sanılanın aksine
ortodonti tedavisi sadece çocuk yaşta değil, erişkin yaşlarda da
yapılabiliyor. Ben de bunu geç de olsa öğrenmiş olan
erişkinlerdenim! Doktorlar gözümü korkuttu Dişlerim çocukluğumdan
beri problemliydi. Doktorlar çene yapımın dar, ağzımdaki diş
sayısının buna göre fazla olduğunu söylüyordu. Üstelik ön dişlerimde
ciddi bir çarpıklık söz konusuydu. Yapı olarak güleryüzlüyüm üstelik
de gülmeyi çok severim. Ama şanssızlık bu ya, ağız yapım çok geniş
olduğu için güldüğümde çarpık dişlerim korkunç bir biçimde ortaya
çıkıyordu. Uzun yıllar bunu hiç sorun etmedim. Belki gizliden
gizliye bir kompleks duyuyordum ama yine de bunu dert ettiğimi
söyleyemeyeceğim. Hatta arkadaşlarıma bu konuda espriler yapar,
kendimle dalga bile geçerdim. Mesela elmayı ısırıp, ısırılmış yerini
arkadaşlarıma gösterir ve "Hiç böyle bir şey gördünüz mü?" diye
sorabilirdim.
Gülerdik birlikte! Bu konuda bir uzmana da
başvurmadım değil. Hatta bir değil birkaç diş hekimine başvurdum.
Önerilerini düşününce şimdi bile "iyi ki yaptırmadım böyle şeyleri"
diyorum kendi kendime. Hiç hoş şeyler söylemediler bana. Kimi çene
kemiği anomalisinden bahsediyordu. Onlara göre çene kemiğim çok
öndeydi ve bunun değişmesi de imkansızdı! Bir başka doktor beni
muayene etti ve tedavinin en az 4-5 yıl süreceğini söyledi.
Düşünebiliyor musunuz, tam 5 yıl bir diş tedavisinin sürdüğünü?
Oradan da elim boş çıktım. Bir diğer doktora göre tüm dişlerimi
çektirmeli ve porselen diş yaptırmalıydım! Bu da aslında sağlıklı
ama sadece görüntüsü bozuk olan kendime ait dişlerimle vedalaşmak
anlamına geliyordu. Buna hiç yanaşmadığım gibi bundan sonra gözüm de
korktu. Her gittiğim doktor, bir öncekinin aksine moral vereceğine
daha korkunç şeyler öneriyordu. Sonunda bir daha doktora gitmemeye
karar verip bu konuyu kapattım. Bir çeşit diş fobisi oluşmuştu
bende. Uzun süre doktor muayenehanesinin kapısının önünden bile
geçmedim! Aradan yıllar geçti.
Artık şarkı söylüyorum, sahneye
çıkıyorum. Sonuçta estetik bir iş yapıyorum ama şarkı söylerken
durum korkunç. Görüntünün hoş olmadığını biliyordum. Kamera
karşısına geçip, konserler vermeye başlayınca rafa kaldırdığım bu
konuyu tekrar gözden geçirdim. Ve şimdiki doktorumla tanıştım.
Açıkçası bu tür tedavilerde doktorunuza güvenmeniz, onun size moral
vermesi önemli. Ben de bu konuda şanslı olduğumu düşünüyorum. Benim
durumumdaki hastalar için ortodontistlere görünmek gerekiyor ama
Türkiye'de ortodontist sayısı o kadar az ki. Bunu da bu konunun
içine girince öğrendim. Türkiye'de yakın geçmişte sadece İstanbul,
Ankara ve İstanbul'da olan ortodontistlerin sayısı son yıllarda
biraz artmış ama yine de yeterli sayıda ve yaygınlıkta değiller.
Sanırım ortodontistlerin yetişmesi daha uzun bir süreç aldığı,
üniversite eğitiminin ardından ek bir eğitim süreci gerektirdiği
için sayıları az. Orthoclear yöntemini duyuyorum Doğrusu ben
erişkinlerde ortodonti tedavisi yapılabildiğini bile bilmiyorum.
Benim bildiğim bu tedavi çocuk yaşlarda yapılabiliyor, erişkin
yaşlarda değil. Ama ortodontistim bunun çok yaygın bir "yanlış kanı"
olduğunu anlattı bana ilk muayenede. Türkiye'de özellikle erişkinler
arasında bu tedaviye ihtiyacı olan pek çok hasta olduğunu, ancak
estetik kaygılarla bu kişilerin bu tedaviye yanaşmadıklarını
anlattı. Benim için bir yıllık bir tedavi süreci olduğundan söz
etti. Çarpık dişlerimi orthoclear adı verilen bu yöntemle
düzeltecektik. Ancak sabırlı olmam gerekiyordu. Gerekli olan şey
sadece sabırsa evet sabırlı olduğumu söyleyebilirim. Ancak
doktoruma, şarkı söylediğim için estetik görüntünün benim için çok
önemli olduğunu hatırlattım. Evet, diş yapımı düzeltmeye ihtiyacım
vardı. Düzgün bir diş olmaksızın sağlıklı ses çıkarmak çok mümkün
değildi ama ağzımda tellerle de sahneye çıkmayı düşünmüyordum
doğrusu. Doktorum bu konuda hiç endişelenmememi söyledi. Orthoclear
yöntemi sayesinde bir yandan çarpık dişlerim düzelecek, diğer yandan
taktığım apereller hiçbir şekilde estetik olarak görüntü bozukluğu
yaratmayacaktı. Ama bu aperelleri neredeyse bütün gün takmak
zorundaydım. Ancak yemek yediğim zamanlar, dişlerimi fırçalarken
veya çok önemli bir görüşmeye giderken çıkarabilirdim. Tedavi aklıma
yatmıştı. Daha önce duyduklarımdan sonra içacıcı bir gelişme
Şimdi iyiki yaptırmışım diyorum… Artık çekinmeden gülebiliyorum…